"Tabi ya, babam anneme kavuşmak için cennete gitti. Babam sevinmem gerektiğini söyledi. Ama sevinebilmek çok zor. Kırmızı elbiseyle bile çok zor. Onu öyle özledim ki. Haksızlık yapıldı gibi geliyor bana. Babamı bana bırakmaları gerekmez miydi? Çünkü annemle öbür akrabalarım Tanrı ve meleklerle oturuyorlar. Benimse, Kadınlar Yardım Derneğinden başka kimsem yoktu. Fakat artık siz varsınız Polly Teyzeciğim. Yanınıza geldiğim için öyle mutluyum ki! "
"Size bir şeyi açıklamalıyım. Neden yas elbisesi giymediğimi yani. Gönderilen yardım sandığından siyah bir giysi çıkmadı. Bir tane vardı ama, o da kadife bir tuvaletti."
"Bence bu giysi de uygun." dedi Nancy.
"Buna sevindim. Ben de öyle düşünüyordum. Karalar giyip sevinebilmek benim için epey zor olacaktı."
"Her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın, insan her zaman yeni dostlar edinir. Papaz okulunda olduğu gibi, insan her zaman aynı insanları görürse, bunları yaşamının bir parçası saymaya başlar. İyi, ama bu kişiler de bu nedenle, yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez. Tıpkı şu, düşleri gerçeğe dönüştürmeyi beceremediği halde düş yorumculuğuna kalkışan cadı gibi."