DİJİTAL TİYATRO
2020’nin ilk aylarında, sadece ülkemizi değil, tüm dünyayı etkileyen pandemi süreci başladı. Etkileri hâlâ devam etmekte. Bütün insanlar, kendilerini evlerinde izole etmek zorunda kaldıkları bu süreçte, hayatlarını iletişim aygıtlarına daha da bağlamak durumunda kaldılar.
imgyukle.com/i/CobXpv
Pandemi sürecinden öncesinde başlayan sanal dünya bağımlılığımız, bu süreçte kat be kat arttı. “Dijital dünya” elbette hayatımızı kolaylaştırıyor. Değişen ve gelişen evrene ayak uydurmamızı sağlıyor. Ama hayatımızı ekran başında geçirmemiz; gerçek dünyadan yavaş yavaş kopup sanal dünyada yaşamamız ne derece sağlıklı oluyor?
Sosyalleşmek için sinemalara, tiyatrolara giderken; bunların da “dijital dünya”ya dahil edilmesi bizim için avantaj mı dezavantaj mı? Elbette ki ulaşamadığımız veya kaçırdığımız filmlerin internet ortamında izlenmesi bir avantajdır hepimiz için. Peki ya tiyatro? Kaçırdığımız oyunların izlenebilmesi dışında, bütünüyle dijitalleştirilmesi ne derece doğru? Böyle yapılırsa sinemadan ne farkı kalır?
imgyukle.com/i/Cob7LN
Tiyatro ile sinema, aynı sanat dalında yer almasına rağmen, birbirinden oldukça farklıdır. En basitinden –ki bence basit bile değildir-, sinemada replik hatası yoktur. Bir sahnenin tekrar ve tekrar çekimi yapılır, doğru olana kadar. Fakat tiyatro öyle değildir. Her şey oyun esnasında var olur. Repliklerin söylenmesinde unutkanlık yaşanması, oyunun sekteye uğramasına ve oyuncular arasında gerginliğe yol açar. İşte bu şekilde seyirci karşısında sergilenen tiyatro oyunundaki heyecan, dijital tiyatro karşısında aynı yoğunlukta hissedilebilir mi, tartışılır.
Yaşadığımız pandemi sürecinde, ekranlarda izlediğimiz eskiden çekilen filmlerde, birbirlerine sarılan, o sevgi sıcaklığını hisseden insanları gördükçe, içimizden