Cansu AYTEMİZ

Cansu AYTEMİZ
@cansuaytemiz
Türk Dili ve Edebiyatı
Öğrenci
Üniversite
Rize
46 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
10/10
·216 syf.·
Beğendi
·
2021 57. kitabı
Kitabın içeriği hakkında yorumlamalarda bulunmadan önce kitabın süreci hakkında yorumlarda bulunmak isterim. Kitap, sorgulatan mesajlar içermesine rağmen oldukça akıcı bir anlatıma sahip. Bununla birlikte yazarın, kendi özgeçmişinden de oldukça etkilenmiş görünüyor. Kitabın birçok bölümünde yazarın kendisinin de benzer yaşam süreçlerinden geçmiş olduğunu oldukça hissettim. Kitaba gelecek olursak, Veronika adlı genç ve güzel bir kız, yaşamın tekdüzeliğinden ve sıkıcılığından bunalarak dört kutu hap içip, intihar etmeye yani yaşamını sonlandırmaya karar verir. İntihar girişiminde bulunurken aslında somut bir neden olmaması bence var olan tehlikeyi artırır çünkü para sıkıntısı, ailevi problemler vb. somut sorunlar bulunsa bir şekilde halledilebilir gibi görünürdü ancak yaşamın tekdüzeliği nasıl halledilebilir? İntihar girişimi başarısız olur ve kısa bir süre yoğun bakımda takip edilir. Genç kızın genel vaziyeti kontrol altına alınınca psikiyatri servisinde takip edilmeye başlanır. Psikiyatri servisinde bulunan diğer hastalar ise, genç kızın yakında “öleceği” bilgisi ile donatılmıştır. Genç kızın durumu hakkında, diğer hastaların bilgisinin olması hasta mahremiyetini sorgulatır hale getirmektedir. Burası psikiyatri hastanesi olduğu ve zaten içinde de delilerin (!) bulunduğu için “insan hakları” kolaylıkla ihmal edilebilir diye düşünülmektedir. Zira Doç. Dr. Fatih Artvinli’nin de aktardığı gibi Avrupa’da “İnsan, hayvan ve akıldan ibarettir. Eğer insanda akıl yoksa o kişi, hayvana denktir” yaklaşımı da gözler önüne serilmiş olabilir. Genç kız kendisine gelip kafasını toplayınca kendisine de kısa süre sonra öleceği bilgisi aktarılır. Bu genç kız için korkulacak bir durum değildir çünkü kendisi de ölmek istemektedir. Genç kız içeride çeşitli diğer “hasta” kişiler ile
Edebiyat
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,4bin okunma
Reklam
10/10
·68 syf.·
Beğendi
·
2021 33. kitabı
Çehov, okuyucuyla konuşur gibi ve insanı içine çeken diliyle yazdığı “Altıncı Koğuş”ta Doktor AndreyYefimıç ve hastası İvan Dmitriç’e hayat verip aralarında geçen felsefi diyaloglar ile büyük resimdeki toplumsal sorunları sorgulatıyor biz okuyuculara. Oldukça fazla kullandığı betimleme ve tasvirlerle gerçeklik algısını da katlıyor bir yandan. Doktor, taşradaki epey kötü durumda, bakıma ve yeni bir düzene ihtiyacı olan hastanede çalışmaya geliyor. Bir ruh salığı ve akıl hastalıkları hastanesi. Gayet tabii kendisi de bu hastanenin yenilenme gereksinimin farkında. Ancak hiçbir aksiyon almıyor bu zeki ve eğitimli Andrey durumu değiştirmek adına. Hastası İvan ise AltıncıKoğuş’ta yatan üniversite mezunu, zeki ve ilginç biri. Biraz asabi bir karakteri var ve düşündüğünü söylemekten çekinmiyor. Doktorun dikkatini çeken kişiliğiyle birlikte, dinden, felsefeden, toplumdan, insan hayatından konuşmaya başlıyorlar. Ancak içine düştüğü hastane hasta olmayanı bile deli etmeye yetecek derecede. “Sıcak, rahat bir oda ve bu koğuş arasında bir fark yoktur. İnsanın huzuru ve memnuniyeti dışarıda değil, içindedir.” diyor Doktor. Fakat bu sözleriyle kendini hastası İvan’ın yerine koymaktan ne kadar uzak olduğunun farkında dahi değil. Hayatın yükünü küçümseyen, hayatın duygular bütünü olduğunu hiçe sayan doktora kendini anlatmaya çalışıyor İvan da. Doktor her ne kadar aynı fikirde olmasa da İvan ile söyledikleri onun üzerinde derin bir etki bırakmaya yetiyor. İvan doktordan haz etmese de Andrey bu sohbetlerden çok keyif alıyor. Doktor Andrey, zeki İvan ile konuları tartışmak için, var olan ekstra zamanlarını hastanenin altıncı koğuşunda geçiriyor. Sabahın en erken saatlerinden akşamlara kadar orada İvan ile konuşuyor. Kendi hayat düzeninden, arkadaş çevresinden oldukça uzaklaşmış bir hale
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma