Cansu Nazlı Ersoy

Hadi çık dışarı diyorum Beraber kar oynayalım Uzanalım boy boya Sahil boyunca. Kar taneleri üstümüze üstümüze yağarken Bin bir tane yıldız parçası geçecek etimizden Tüm soğukluğuyla. Kefen beyazı bir yıldızlar örtüsü altında kalacağız Derken, Minik bedenim yıldız çarpmaları altında ezim ezim ezilecek Son nefesini vermekte olan bir balık gibi Yaşamak için son çırpınışlarımı verirken ellerim seni bulacaklar tam bulması gereken anda. yaşam senin iki dudağının arasındaymış o zaman daha iyi anlayacakmışım düşen kuyruklu yıldız topları uğrarken sana hangi havadan geçiyor ki bu senin etrafındaki çember senin havan mı yoksa havayı da mest edip kendine çektin değil mi yıldız taneleri senin atmosferinde yollarını sapıtmışlar besbelli cezb halinde istemsizce tutuşarak yakmışlar bedenin de böyle dumanlar içinde. ancak bu kadar olur ben artık hiç üşümeyeceğim anlaşılan senin dudakların böyle alttan ısıtmalı mıydı hep? yeni mi taktırdın?
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanın kederi ağır olur! Talihsizlik zayıf yüreklere uğramaz! Güçlü yürekleri bulur, kendisini beklemeyen iyi insanların utanarak kan ağlamalarına neden olur...
Edebiyat
Sen de bir şey söyle güzel kız, güneşin önündeki bulutları dağıt, kara geceyi aydınlat!
Edebiyat
Beni sevmemek için kendini öyle zorlamışsın ve başaramamışsın ki bunu; ruhunu bütünüyle hasta etmişsin.
Edebiyat
Katerina’nın verdiği nefesle ısınmış, elektriklenmiş havayı büyük bir açgözlülükle içine çekiyordu.
Edebiyat