“Bu insanlar, bu yıldızlar, bu gök, bu yer,
Birer birer kaybolmaya mahkum, birer birer…
Biz ki, bu sapsarı hasret içinde susuz,
Biz ki, çoktan kaybolmuşuz.”
“Boş kalan yastığımı başkası mı doldurmuş
Ellerini okşayan o yabancı kim
Öyle uzak bakma yüzüme
Seni artık yolundan döndürecek değilim
Ne o gözlerin dolmuş yoksa ağlıyor musun?
Kırk yılda bir olsun beni anıyor musun?”