''Bilim felsefesinde şöyle bir tümce kullanılır: Modern bilimin metafiziği, matematiktir. Nasıl ki, Aristoteles-İbn Sinâcı dizgede, kavramsal bir mantık geliştirilmiş, mantık daha sofistike bir hâle getirilmişse, modern bilimde de matematik için benzer bir işlem yürütülüyor. Çünkü her tür doğa araştırması, aslında, matematiği de geliştirmeyi zorunlu kılıyor. Görelilik kuramı, kuantum teorisi, astro-fizik gibi sahalarda, matematiğin değişik alanları hem uygulama alanı buluyor, hem de matematiğin gelişmesini sağlıyor; topoloji, fraktal geometri vb. Dolayısıyla, bilimdeki mahsûs veriler arttıkça, aklın itibârâtına ilişkin derinleşme de artıyor ki, bunun tersi de kısmen doğrudur; itibârâttaki yeni gelişmeler de mahsûsun daha farklı yorumunu sağlıyor. İşte bu iki ayaktan, mahsûs ve makûlün ya da hakikat ve itibârın tertibinden bilgi/bilim dediğimiz yapıyı üretiyoruz. Kısaca, şimdilik yalnızca doğaya odaklanırsak, dış dünyaya ilişkin bilgi esas itibarıyla bu iki unsurun terkibinden ortaya çıkıyor. Nitekim, İbn Heysem (ö. 1039), ''Bilgi, unsurları maddî, sureti aklî bir terkiptir'' demiştir. Bu özelliklere sahip, geliştirdiğimiz tüm modeller; geometrik-kinematik diyagramlar, teorik diller, yasalar, matematiksel formüller, soyut kavramsal şemalar, aslında, bilim dediğimiz, doğaya ilişkin bilgiyi üretiyorlar.