Kim demiş Avrupa insanı medeni ?
Ne edep var ne hayâ çırılçıplak bedeni !
Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni;
Desenize hayvanlar bizden daha medeni !
Mehmet Âkif ERSOY
Eriyor içimdeki mutluluk, günler ümitsiz geçtikçe.
Ruhum; bedenime emanet bir sır gibi saklanıyor içimde.
Denizler taşıyor gözlerimde, eskiler geldikçe aklıma.
Aynı anıları yaşamak kadar güzel değil artık dünya.
Lekelenmiş hayat.. kirli ellerin her dokunuşunda.
Akar gider zaman, kim bilir bize neler kazandıran.
Vefasız, güvensiz oldu insan, aldandı nice acizliklere.
Cezbeden hiçbir şey kalmadı beni, kayboldum sahteliklerde.
Issız, apansız karanlıklarda, yalnızlığımı buldum kendimde.
Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece!
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
Çünkü, o ölüm uykularında
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanları?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
İkimiz saklanıyoruz
Koşuyoruz uzakça birbirimizden
İlkbahar bizi soruyor
Oysa biz hiç çıkamadık Sonbahardan
Katlanıyoruz da zaman zaman soğuklara
Gülüşlerimizdeki sıcaklığın varlığında
Sen bana kahve yapıyorsun
Ben bir kırk yıl daha ekliyorum seni sevmeye
Ay ışığı vuruyor suratına pencereden
Yüzünün yarısı ağlıyor karanlıkta
Diğer yarısında ben gülüyorum
Seni tamamlıyorum
M. Can TUTGAÇ
Gözlerim dalıyor uçurumun kenarında
Hayallerim düşüyorlar göz yaşlarımda
Ufkumda bir mutlu çocuğun resmi var
Yakınlaştıkça kayboluyor korkularımda
Yağmurlu havaların acılarımızıdır kasveti
İçimizde dökülen yapraklarıdır hasreti
Güz günlerinde şimşekler çarpar yüreğime
Başıma vuruyor yalancı güneşin sirayeti
Çekilecek gibi değil bu zalim dünyanın nazı
Huzur verecek bir yanı yoktu ne kışı ne yazı
Bizlere beyaz bir kumaş dikiyordu Azrail
Her telden çalıyordu susmak bilmeyen sazı
Ay ışığında doluyor kadehimde yaşadıklarım
Siyahın en acımasız tonudur karanlıklarım
Geceleri severim ya da ne bileyim severdim
Yalnızlığımla bitmeyen baş başa kalışlarım
Nedense işitemiyorum kimseden kelam-ı kibar
Umutlarım elimden tutmuş gidiyor tarumar
Peşimi bırakmıyor sürekli ensemde keduret
Dünya fani kalsın bedenim kaybetmesin itibar
M. Can TUTGAÇ