Hasan Can Yağcı

Hasan Can Yağcı
@canyagci
Enerji Sistemleri Mühendisi
44 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kitaplar en güvenilir limandır. Kendinizi bunalımda, yorgun, mutsuz hissettiğinizde beğenerek okuduğunuz kitabınız ile baş başa kalmak kadar sizi tedavi edecek başka bir araç yoktur.
1000Kitap
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜKTEN HÜSRANA UZANAN YOL
Sıkı bir Fenerbahçe taraftarıyım. Rahmetli babamdan kalma miras. Kendimi bildim bileli Fenerbahçe hayatımda var. Babamda çok iyi bir Fenerbahçeliydi bende öyleyim. Maçları izlerken gizli bir kamera ile çekseler beni ve sonra izlesem kendimi inanın kendimi tanıyamam. O derece kendimi kaptırıyorum. Hayatım her anında olan Fenerbahçe mutluluğumda ve üzüntümde de yer alıyor tabi ki. Herkes biliyor ki Türkiye liginde şampiyon olamıyoruz. Sezonun başlarında değişen yönetim ile takımda, kulüpte ve camiada bir hareketlenme oldu. Özellikle taraftarlar nezdinde resmen ölü toprağı üstümüzden atıldı. O heyecan ile birlikte takımda kendini toparladı. Ve yönetimin ilk kupası süper kupa ile birlikte geldi. Ligin devre arasında açılan transfer döneminin ilk günlerinde Musaba takıma katıldı. Kimi taraftarlar oyuncuyu bilmediği için homurdandı kimi taraftarlar ise mutlu oldu. Ligin devre arasında Süper Kupa maçları oynanacaktı. Nitekim yarı final maçımız Musaba’yı aldığımız takım Samsunspor ile oldu. Ve kader bu kez bizim tarafımızda yer aldı ve Musaba’nın iki asisti ile maçı kazandık. Bu arada orta saha transfer çalışmaları devam ediyordu. Lazio’dan Guendouzi ile ilgileniyorduk. Basına ve sosyal medyaya yansıdığına göre Lazio takımı zorluk çıkarıyordu. Fenerbahçe’de bu oyuncuyu çok istiyordu. Süper kupa final maçına iki gün kala Guendouzi özel uçak ile İstanbul’a geldi ve takıma katıldı. İki gün sonra Süper Kupa maçı oynanacaktı. Süper Kupanın final maçını ezeli rakibimiz Galatasaray ile oynadık. Maçın tüm hakimi bizdik ve sahadan 2-0 galip ayrılarak yönetim ilk kupasını almış oldu. Kupa ile birlikte taraftarlar, takım, yöneticiler inanılmaz bir motiveye sahip oldu. Özellikle Guendouzi’nin özel jet ile alınıp Galatasaray maçına yetiştirilmesi ve bu maçta gol atması bizleri
Alıntı
ustalara selam olsun
İlk hatırladığım yataktan kalkmamaktı. Muhtemelen ilkokul 2. Sınıftaydım. Okulumuz sömestr tatiline girmişti. Sabah erkenden uyanmanın bir manası yoktu iki hafta boyunca. Doyasıya uyumak istiyordum. Sabah saat 08:00. Annem başıma gelmiş. Oğlum hadi uyan işe gideceksin diyor. İş denilen, babamın yıllarca sanayide işlettiği demirci dükkanı. Uyurken aklımın bir köşesinde vardı aslında uyandırılmak. Belki de sabah ilk gözümü açtığımda uyuyor numarası yapmıştım. Sonuçta, annemin babamın ısrarı ile uyandırılma dürtüsüne mahzur kaldım. Bir çok kez olduğu gibi suratsız bir şekilde kahvaltı masasına oturdum. Edebildiğim kadar kahvaltı ettim, içimdeki nefreti ve öfkeyi bastırarak. Karşımda babam, anlıyor ve biliyordu içimdeki öfkeyi ama bir adım geri atmıyordu. Eski model arabamıza binip sanayideki dükkanımızın yolunu tutuyorduk. Yolda yarı uyumaklı yarı uyanık geçen şeritleri seyrediyordum. Dükkanının kapısını besmele açtıktan sonra kendine has kokusunu yıllar boyunca unutmayacağımı bilmezdim. Kesilmiş demir ve kaynak yapılmış metal kokusu. İşlemişti dükkanımızın içerisine. Sabah ki nefretim bir anda kaybolup da kendimi işe verdiğimde o emeğin hazzını duyardım daha 7-8 yaşında. Çok kez babamın sillesini yemişimdir azarını işitmişimdir. O anlarda içimden öfke ve nefret eksik olmazdı babamın tepkilerine. Gel zaman git zaman, mühendis oldum. Özel sektörde çalıştım. Bir sürü personelden sorumlu oldum. Yeri geldi tanıdığımın işletmesinde yardımcı oldum. Öyle bir zaman geldi ki, zamanında babamın sillelerinin azarlarının ne anlama geldiğini öğrendim. Kızdığımız zamanlar oldu, nefret ettiğimiz zamanlarda, fakat hayatı bize öğrettiğini çok geç anladık. Ne mutlu bana ki kendisi hayatta iken, geçmiş zamanlarda ona duyduğum öfke ve nefreti dile getirip, bu duygularımın
Özlem
Siz hiç özlem duygusunu yaşadınız mı ? Yaşadığınız özlem duygusunun, kavuşamamak olduğunu anladınız mı ? Özlem… Yaşım henüz 22-23 civarlarında. Üniversitemin mecburi hizmet staj eğitimi görmem gerekiyor. Şans mı kader mi bilenmez, anamın köyünün yanında ki enerji santrali beni kabul etti. Delice sevindiğimi hatırlıyorum. Hatta, mülakata gittiğimde, anneannemin evine yürüyerek gelmiş ve mutlu haberi vermiştim. Hayatımın dönüm noktası orada başladı. Mesleğime ilk adım attığım, meslekteki insanları tanıdığım ve en önemlisi de genç ve yeni bir mühendis olarak heyecanımı yaşayabildiğim yerdi orası. Aynı zamanda, içerisinde kaldığım evin çatısını yapan, kolonlarını diken, yaşadığı köyde sözü geçen ve varlığı ile gülümseme sebebi olan dedem ile aynı evin çatısında beraberdik. Yaşım kaç olursa olsun, her iş çıkılı kendi odasında beni bekler, günün gelişmelerini dinlerdi. Akabinde koluna girmemi ister, onun ile birlikte köy kahvesinde dede torun çay istememi bekler, bunun için mücadele eder, amacına ulaşırdı. Bu güzel adamı kaybettiğimde ben çok uzaklardaydım. Ne cenazesine gelebildim, ne son bir dokunuş bıraktım cansız bedenine. Fakat, ben onun için bir torun iken o benim için bir kılavuz oldu. Vefatından sonra köye ilk geldiğim gecede mezarına gitmek istedim. Normal karşılanmadığı için saygı sınırları içerisinde özlemimi dile getireceğim zamanı bekledim. Bir başka özlem… Eşim ile birlikte evimizde hoş güzel bir akşam geçirip tuttuğum takımın maçını izledim. Saatin erken olduğunu düşünerek babamı aradım ve bulunduğu restorana gitmek istedim. Doğacak torunundan, torunu ile geçireceği eğlenceli zamanlardan konuştu benimle. Saat gece yarısını vurduğunda kalkıp da evlere gideceğimiz zaman, istemsizce sarıldım ona. O ise benliğini bırakmış ben ne istersem onu yapmamı