Atatürk’e ve vatanıma borcum var diyerek Paris Gözlemevi’nde kalmayı reddeden Türkiye’nin ilk bilim kadınlarından Nüzhet Gökdoğan’ın ve Remziye Hisar’ın izinden.
"Annem öldü biliyor musun? Babam ise utanılacak bir iş yapıyor. Duyunca şaşırırsın. Ben bir taşralıyım, ahlak falan da umurumda değil. Bir tabancam olsun istiyorum. Elektrik tellerine nişan alıp pat pat ateş edersem, teller birer birer kopup düşer. Japonya küçük bir ülke. Üzgün olduğumda çıplak yüzmek en iyisi. Bunun ne zararı var ki? Zaten hiçbir şey yapamıyorum. Kimse bana bir şey diyemez. Vaaz falan istemem. Kitap okursam okurum, her şey yazılı zaten. Beni rahat bıraksalar olmaz mı? Benim adım Saeki Goiçiro. Matematikte pek iyi değilim. En çok hayalet hikâyelerini severim. Ama biliyor musun, hayaletlerin ortaya çıkış şekilleri sadece on üç türde oluyor. Ah, bir de kâğıttan fenerin içinden çıkan var, bu da on dört tür yapıyor. Ne kadar sıkıcı değil mi?"