Captain Nemo

Captain Nemo
@captain_nemo
Atatürk’e ve vatanıma borcum var diyerek Paris Gözlemevi’nde kalmayı reddeden Türkiye’nin ilk bilim kadınlarından Nüzhet Gökdoğan’ın ve Remziye Hisar’ın izinden.
Moleküler Biyoloji ve Genetik 2/4
Nautilus Submarine
141 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Bir amaca sahip olan ruh
Puan vermedi·147 syf.··
2025 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2025 18:58
İnsan sağlam ve sarsılmaz bir iradeye nasıl sahip olur? Okuduğu kitaplarla mı dinlediği müziklerle mi yoksa zihnini lüzumsuz düşüncelerden arındırabildiği ölçüde mi? Peki ya olgunluk? Yalnızca yaş ile mi gelir olgunluk? İnsan yaş aldığı kadar mı olgundur yoksa olgunluk yaştan tamamen bağımsız mı? Duygularımızdan, arzularımızdan, hayal gücümüzden tamamen arınabilir miyiz? Yoksa her şekilde onların esiri mi oluruz? Marcus Aurelius’un bu kitabında bu gibi bir sürü sorunun cevabını bulabiliyorsunuz. Sanki kendi döneminin insanları gibi 21. Yüzyıl insanları da bu kitaptan aynen faydalanabilir. Çünkü söyledikleri, verdiği tavsiyeler, bahsettiği olumsuzluklar tüm insanlığın ortak meselesi. İnsanlara ve insan ilişkilerine dair genel anlamda doğru ve mantıklı tavsiyeler veriyor fakat kendisiyle bazı çeliştiği noktalar da var. Genel anlamda tanrıyı da ön planda tutuyor Aurelius. Ruhun bir amacı olan şeylere yönelmesi gerektiğini söylüyor. Rol yapan ve sahte şeyler söyleyen ruhun kendine saygısızlık yaptığını da belirtiyor. Kamu yararına değilse, hayatını başkaları hakkında düşüncelerle yıpratma da diyor. Özetle başkasının ne düşündüğüne ne yaptığına ve neyi ne amaçla söylediğine çok odaklanırsan kendini unutursun diyor. Burada iyi diyor hoş diyor fakat kendisiyle şu tarz çeliştiği noktalar var: Bir alıntısında sayfa 78’de “Yaşayanların hiçbiri, kendi doğanın ilkelerine uygun yaşamanı engelleyemez.” derken sayfa 102’de “İnsanlar birbirleri için yaratılmıştır. Ya eğit onları ya da onlara katlan.” diyor. Hem uyuşmadığım insanlarla her şekilde (ya onları eğiterek ya da onlara katlanarak) bir temasım olmasını söylerken hem de bir yandan insanların hiçbiri kendi ilkelerine uygun yaşamanı engelleyemez diyor. Çelişiyor neticede kendisiyle. Başka bir husus ise her şeyin kendine özgü bir
1000k
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·88 syf.··
2024 3. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2024 12:36
Murakami’nin okuduğum ilk kitabıydı. Gerçekten çok akıcı bir kitaptı. Anlattığı hikayeyi soluksuz okuduğumu belirtebilirim. Başlarda imkansız gibi düşündüm 17 gün uykusuz kalmayı. Bu cümle ile gerçek bir durumun anlatılmadığını düşündüm. Ancak kitabı okudukça ne ile karşı karşıya kaldığımı idrak etmeye başladım. Öncelikle kitapta bilinmezlikler hakim. Örneğin uyku problemi çeken karakterimizin gördüğü kabusun ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Çok detaylıca anlatılmış bu kabus. Üstüne sıkı sıkı oturmuş siyah bir kıyafet giyen, yüzü çökük, yüzünde ifade olmayan bir adam ve bu adam karakterimizin ayaklarına su döküyor ve çoğu kabusta olduğu gibi karakterimiz de bağırmak istiyor, hareket etmek istiyor ama edemiyor. Zaten ne oluyorsa bu kabustan sonra oluyor. 17 gün uykusuz kalıyor karakterimiz ve kendisini normalde olmadığı kadar dinç hissediyor. Daha iyi odaklandığını düşünüyor hatta bir noktadan sonra hiç uyumaya ihtiyacı olmadığını düşünüyor. Aslında eskiden severek çok yaptığı kitap okuma eylemini uzun süredir yapmadığını fark ediyor ve sürekli kitap okumak istiyor. Bu noktalarda karakter varoluşsal bir sorgulama içerisindedir diye düşündüm. Çünkü gerçekten bir şeyleri severek yaptığını, o an ne ile meşgulse sadece ona odaklandığını, anı yaşadığını fark ediyor ve kitap bu şekilde ilerliyor. Ancak sonu hiç beklemediğim bir noktada bitti. Belki de Murakami’nin tarzı böyledir. Hiç beklenmeyen bir anda aniden kitaplarını sonlandırıyordur bilemiyorum. İran filmleri misali. Kitabın sonunda arabayı sarsanların yüzlerinden bahsetmiyordu. O an çok panik bir haldeydi çünkü karakter. Eli ayağına dolaşmıştı, arabası çalışmıyordu. Belki de ölüm vaktiydi karakterin. Ben uyuyamamaya başladığı zaman gördüğü kabus gibi bir kabus gördüğünü ve bu şekilde artık uyumaya başlayacağını
Edebiyat
UykuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20153,727 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2024 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2024 01:22
Yeraltından Notlar kitabının çok karamsar ve depresif bir eser olduğunu düşündüğümden erteliyordum. Yakın zamanda okudum ve bitirdim. Beklediğim kadar ben de olumsuz bir etki uyandırmadı. Genel anlamda iyiki de okumuşum diyebileceğim bir kitap. Kitabı okurken kahramanın bazı cümlelerini, düşüncelerini kendime yakın hissettim. Bazılarının ise okurken pek anlamsız ve benim düşünce yapıma uymayan cümleler olduğunu fark ettim. Karakterimiz haklıyken dahi kendisini suçlayan, karşı taraf suçluyken ondan özür dileyen birisi. Ancak bunun temelinde kendisinin bazı patavatsız davranışları yatıyor. (Kitabın son sayfalarında bu patavatsız davranışlarını “Ben kendi hayatımda, sizin cesaret edemeyip yarıda bıraktığınız şeyleri sonuna kadar götürdüm, o kadar…”şeklinde tanımlıyor.) Ve bu davranışların temelinde de hayatında pek atraksiyon olmaması, hayatının pek durağan geçmesi, bundan ötürü de aslında içten içe hiç yapmak istemeyeceği davranışları sergilemesi yatıyor. Örneğin kendisini küçümseyen oysa zihniyet bakımından kendisinden çok aşağı olan sözde eski okul arkadaşları ile bir yemeğe çıkıyor. Oraya kendisinin gelmesini diğerleri istemeselerde bir şekilde kabul ediyorlar ve gene bir ton anlamsız ve lüzumsuz olay yaşanıyor. Ve bu olayların sonucunda gene özür dileyen kendisi oluyor. Sorunun kaynağını belki de biliyordur karakterimiz. Ki bence biliyor. Ama bunu hâlâ kabullenebilmiş değil kendisi. Onun yerine başka zor durumda olan, zor şartlar altında yaşamını idame ettirmeye çalışan kişilere yaşam dersi vermekle meşgul. Bu durumdan hem zevk alıp hem de acı çektiğini görebilirsiniz.
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
Okunması gereken bir kitap
Puan vermedi·303 syf.··
2021 18. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2021 00:00
Albert Camus’un bu eseri Veba Salgını sırasında toplum psikolojisini, insanların birbirlerine karşı duyduğu özlemi, insanın çevresine, canlılara hatta doğaya karşı hasret kalmasını, vebadan kaynaklı yaşanan fiziksel acıları, kayıpları tüm gerçekçiliğiyle ele alıyor. Bir zaman sonra vebadan ölenlerin garipsenmediği, doğal karşılandığı, hatta ölülerin yer sıkıntısından kaynaklı toplu mezarlara atıldığı günlerinde bulunduğu bir salgın dönemi. Çocuk, yaşlı, yetişkin demeden her kesimi ilgilendiren bu salgın aylarını Albert Camus tüm gözlem, betimleme, anlatma yeteneğiyle ele alıyor. Albert CamusAlbert Camus VebaVeba
Edebiyat
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,5bin okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2022 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2022 20:57
Kitap hakkında bir övgü veyahut eleştiride bulunmayacağım. Sadece okuduktan sonra zihnimde oluşan bir kaç düşünceyi belirteceğim. Kitapları yakıp, yok etseniz de o kitapları okuyan zihinler o nadide sayfalarda yazılmış eşsiz kelimeleri unutmaz. Unuttuğunu sansa da aslında farkında olmadan bu kitaplardan bir kırıntı dahi olsa kendinde taşır. Ufacık da olsa. O yüzden kitapları siz ne kadar ortadan kaldırsanız da o eserleri okuyan zihinleri yok etmediğiniz sürece kitaplar ortadan kalkamaz, kaldırılamaz. Buna kimsenin gücü yetemez. Ve bu kişiler ortadan kaldırılmadıkları sürece ağızdan ağıza anlatarak bu eserler hakkında fikir sahibi olabilecek kişi sayısını arttırabilir.
Edebiyat
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
Reklam