Captain Nemo

Captain Nemo
@captain_nemo
Atatürk’e ve vatanıma borcum var diyerek Paris Gözlemevi’nde kalmayı reddeden Türkiye’nin ilk bilim kadınlarından Nüzhet Gökdoğan’ın ve Remziye Hisar’ın izinden.
Moleküler Biyoloji ve Genetik 2/4
Nautilus Submarine
141 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
“…ama çok şeker yemenin ya da yaramazlık yapmanın diyabete neden olmadığını söyledi. Bunları söylemesi iyi oldu çünkü annem hâlâ bendeki diyabet için bir neden bulmaya çalışıyor; kendisinin bana iyi bakıp bakamadığını düşünüp kendini suçluyordu.”
Sayfa 26·Kitabı okudu
Reklam
“Ketonlar biriktikçe kanımızın asit-baz dengesi asit tarafa kayarmış ve vücudumuzda biriken asidi atmak için akciğerlerimiz daha çok çalışırmış. Yani hızlı nefes almaya başlanırmış. Kanda keton birikmesi kusma ve karın ağrısına yol açar ve bir süre sonra iyice artan ketonlar beynimizi etkilermiş. Bu nedenle de diyabet tanısı geciken çocuklarda diyabet koması adı verilen hızlı ve derin nefes alma, kusma, karın ağrısı, kendini kaybetme gibi bulgular görülebilirmiş.”
Sayfa 26·Kitabı okudu
Türk Bayrağını indirip ayaklar altına alıp yerine olmayan bir bayrak asmak! Ve kimilerinin hâlâ tepki vermemesi. Susmaları. Buna susanlar, onay verenler vatan haini değil de nedir ki?

Captain Nemo

, bir kitap okudu
7/10
·152 syf.·
16 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:00
·
2026 2. kitabı
Şükrü Hatun
8.2/10 · 9 okunma
“Benim komaya girmemin nedeni vücudumda “keton” birikmesiymiş. İnsülin olmayınca yağ dokusu yıkılıyor, enerji kaynağı yerine yağ asitleri kullanılıyor ve bunlardan bol miktarda keton oluşuyormuş. Aslında bu ketonlar enerji kaynağı olarak kullanılabilirmiş ama insülin olmayınca bu da mümkün olmuyor ve kan damarlarımız ketonla doluyormuş. Ben ilk duyduğum andan itibaren bu “keton” ismini sevmemiştim; bana sanki “zehir”i çağrıştırıyordu. Selim Hoca’ya bunu söyleyince şaşırdı ve gözleri parladı. “Ne kadar akıllısın Duygucum. Ben de zaten ketonları bir tür zehirli madde gibi düşünebileceğimizi anlatacaktım sana” dedi. Ben zaten diyabetle ilgili bu bilgileri öğrenirken zihnimin açıldığını, aklımın iyi çalıştığın hissediyor ve bundan mutlu oluyordum. Okuldaki öğretmenlerimizden birisi “öğrenme mutluluğu” diye bir şeyden söz etmişti; hatta Melih Cevdet Anday isimli bir şairden içinde “insan öğrenmek için yaşar” dizesinin olduğu bir şiir okumuştu. Ben de o şiiri bulup defterime kaydetmiştim. Şimdi bu şiiri okudum ve içimde uyanan öğrenme sevincini hissederek Selim Hoca’yı dinlemeye devam ettim. Git, kırda bir ot bul kendince, Başka bir dünyada kökleri, Çiçek verince bakakalmış, Hani dingin vapur dumanını bilirsin, Köşe bucak duran rüzgârı sabahleyin, Gökten inen sessizlik gibi, Kutsa onu, hiçbir şey deme, İnsan öğrenmek için yaşar”
Sayfa 25·Kitabı okudu