"Otuz yaşındayım," dedim. "Kendime yalan söyleyip bunu da onur sayabileceğim yaşı beş yıl geçtim."
Yanıt vermedi. Kızgın, ona yarı aşık ve müthiş üzgün bir halde, arkamı dönüp uzaklaştım.
"Bir kimseye dostluğumuzu sağken göstermeyi öğrenelim, ölünce değil," diye önerdi. "Sonrasında ise, benim kendi kuralım her şeyi kendi haline bırakmak."
Otuz; on yıllık bir yalnızlık vaadi, azalmaya yüz tutmuş tanıdık bekar erkekler listesi, içi boşalmaya başlamış coşku çantası, dökülmeye başlayan saçlar.