"İNCİ" Aynı çift gibi... aynı sevgili gibi
28. BÖLÜM 🌹 İnci🌹 __Aslı’ya söylemekle hayatımın en riskli ama belki de en cesur hamlesini yapmıştım, henüz bilmiyordum. Heyecanım bana zaten ağır gelirken, o enerjisiyle gelip bu yükü omuzlarımdan aldı ve yerine bambaşka bir şey bıraktı: Görülme arzusu. “O da orada olacaksa, bakışlarını üzerinde hapsetmen lazım,” dediği an, günlerce sürecek maratonun fitili ateşlenmişti. Kaç butik gezdik, kaç askıdan ellerimiz boş döndü, hatırlamıyorum. Ben bir köşede, üzerime hiç oturmayacağını bildiğim eşyaların arasında kaybolmuşken; Aslı, vitrinlerin arasında avını takip eden bir avcı gibi parıldayan gözlerle koşturuyordu. Bana getirdiği her elbise, tarzımdan fersah fersah uzak, iddialı, "buradayım" diye bağıran parçalardı... Oflaya puflaya girdiğim her kabinde, aynadaki o yabancıya baktım. "Ben bu değilim," diye fısıldarken kapının ardından “Kendin olmayı bırakma İnci, ama kendine başka bir pencereden bakmaya da izin ver,” diyerek adeta yaşam koçum olmuştu ve bana fazlasıyla gaz veriyordu.__ Şimdi ise, o gün "asla giymem" dediğim turuncu şifonun içindeydim. Önden bakıldığında su gibi dingin, masum, dökümlü bir elbise... Ama arkamı döndüğümde her şey değişiyordu. Sırtımdaki dekolte, bel çizgime kadar keskin bir şekilde iniyordu. Tenimin o serin dekolteyle buluştuğu her an, kalbimin atışını sırtımda hissediyordum. Saçlarımı ortadan ayırıp ensemde sade, sıkı bir topuz yaptık. Yüzüm, saklanacak bir yer bulamadan tüm çıplaklığıyla ortadaydı. Makyajım ise benim o vazgeçemediğim sadeliğimle Aslı’nın cesareti arasında kalmıştı. Gözlerimde sadece derinlik katan bir kalem ve kirpiklerimde hafif bir rimel. Tenim, az önce bir rüzgâr değmiş gibi doğal. Dudaklarıma ise elbisenin turuncusuna uyumlu, kiremit rengi bir ruj sürdüm. Aynadaki bu kadınla yeni
1000Kitap
halksız şehirler değil kris, şehirsiz halklar çok halklar, çok şehirsizler, çok moral bozucu son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum her yıl yeni modelleri çıkıyor melankolinin içimden bir ses gelmiyor, hayır bazen geliyor içimden bir ses, sesin dışarıdan geldiğini söylüyor -iki saray odası alana bir saray odası bedava o montu almam iyi oldu, çok iyi oldu, çok evet kırışıklıkların geçer, beni seviyorsundur, ama böyle çok ölürüz nihanka kızılderili bir kızın adı değil, çok değil radikaller duygusal açıdan sağcı oluyorlar nerden aklıma geldiyse aşk, sivilcce, direniş, kitaplar ve çay ocağı işletmesi: -yanlış hormonlar, atkılar, kitap kokusu parfümü ve sütlü neskafe: -doğru böyle muhalif şeyler yazıyorum ve bana ödeme yapıyorlar çok değerli insanlar binalara doluyorlar, çok değerli her şeyden kolay etkileniyorum, belgeseller çok acıklı çarpıcı bir şey yazmak istiyorum, aklıma bir şey gelmiyor ne zaman aklıma bir şey gelmese, içimden bir ses: start tabancasıyla intihar eden adamı düşün son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum ışıklar açılmıştı, mikrofonlar, herkes çok şık kahramanca evlerinden çıkıyorlar, vampirlerden korkmadan kırmızı kravatlar takarak ve birbirlerine katılarak çok değerliler, çok konuşuyorlar, az ölüyorlar
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Gidip kendimize bir meyhane bulalım Cehennem. İstanbul'un en rezil meyhanesi olsun. Zil Zurna içelim. Hesaba itiraz edelim. Garsonlar gelip bize posta atsın. Şöyle sağlam bir kavga çıksın. Cam çerçeve dağılsın. Bizi dövsünler Cehennem. Hemde eşşek sudan gelinceye kadar. #AhmetYurdakul
Alıntı
halksız şehirler değil kris, şehirsiz halklar çok halklar, çok şehirsizler, çok moral bozucu son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum her yıl yeni modelleri çıkıyor melankolinin içimden bir ses gelmiyor, hayır bazen geliyor içimden bir ses, sesin dışarıdan geldiğini söylüyor -iki saray odası alana bir saray odası bedava o montu almam iyi oldu, çok iyi oldu, çok evet kırışıklıkların geçer, beni seviyorsundur, ama böyle çok ölürüznihanka kızılderili bir kızın adı değil, çok değil radikaller duygusal açıdan sağcı oluyorlar nerden aklıma geldiyse aşk, sivilcce, direniş, kitaplar ve çay ocağı işletmesi: -yanlış hormonlar, atkılar, kitap kokusu parfümü ve sütlü neskafe: -doğru böyle muhalif şeyler yazıyorum ve bana ödeme yapıyorlarçok değerli insanlar binalara doluyorlar, çok değerli her şeyden kolay etkileniyorum, belgeseller çok acıklı çarpıcı bir şey yazmak istiyorum, aklıma bir şey gelmiyor ne zaman aklıma bir şey gelmese, içimden bir ses: start tabancasıyla intihar eden adamı düşünson günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum ışıklar açılmıştı, mikrofonlar, herkes çok şık kahramanca evlerinden çıkıyorlar, vampirlerden korkmadan kırmızı kravatlar takarak ve birbirlerine katılarak çok değerliler, çok konuşuyorlar, az ölüyorlar iki ayak, kırk ayakkabı; az ayak, çok ayakkabı tek madonna kırık kürk, çok manto tek yalnızlıkçok saray, hiç prenses, prensessiz kadınlar ve kuralları zayıf kadın sahneye çıkmadan opera bitmez -şişman kadın işten kovuldu- son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum hadi ben kalktım, saçınız güzel olmuş, çok evetkendi yeniden başlatmamı başlattım, bir şeye benzemedi çok cehennem, üç saray, yedikule ve can yayınları berbat ciltler
Şiir
Habil Yaşar, “Ədəbiyyat və incəsənət” -Zəhmət olmasa azərbaycanlı oxuculara özünüz haqqında məlumat verərdiniz, Umut bəy. -Umut Meriç Berberoğlu. 14 sentyabr 2000-ci ildə Hatay vilayətinin İskenderun rayonunda anadan olmuşam. 2007-ci ildə Namık Kamal İbtidai məktəbində oxumağa başladım. 2008-ci ildə orta məktəbdə oxuyarkən esse yazmağa və məktəb jurnalı üçün yazmağa başladım. 2015-ci ildə jurnalda məqaləm dərc olunub. 2019-cu ildə “Rotary Peşə və Texniki Anadolu Liseyi”ndə oxuyarkən “İskenderun” qəzetində köşə yazısı yazmağa başladım. 19 may 2019-cu ildə “İşgal Altında Çırpınan Şehir: İstanbul” adlı romanımı yazmağa başladım. 2020-ci ildə Osmaniye Qorqud Ata Universitetinin Tarix fakültəsinə qəbul oldum. Həmin il “Sarı Zeybəklər” qəzetinin mədəniyyət müdiri oldum və köşə yazısı yazmağa başladım. 2021-ci ildə İzmir Bakırçay Universitetinin Tarix fakültəsinə keçdim. Elə həmin il “İşgal Altında Çırpınan Şehir: İstanbul” adlı romanım işıq üzü gördü. Hal-hazırda “Nvarneyok” və “Dəniz Kartalı” qəzetində köşə yazıları yazmağa davam edirəm, Kanal “Ses Tv”-də Tarix və sənət proqramının moderatoruyam, Tələbə Koçluğu Təhsil Məsləhətçiliyi sertifikatım var. Eyni zamanda ssenari yazmağa başlamışam. -Ədəbiyyata marağınız necə yarandı? Bu haqda fikirlərinizi bilmək çox maraqlı olardı. -Anam təqaüdçü Türk dili və ədəbiyyatı müəllimidir. Ədəbiyyata marağım uşaqlıqdan başlayıb. Anamın qalın kitablarını götürüb oradan ədəbiyyatla bağlı məlumat alırdım. Sonralar anam kitablar almağa başladı. Uşaqlıq və yeniyetməlik illərim çoxlu kitab oxumaqla keçdiyindən ədəbiyyata marağım bu gün də davam edir. -Dünya ədəbiyyatından hansı yazıçıları və əsərləri bəyənirsiniz? -Mən ümumiyyətlə türk ədəbiyyatını izləyirəm, amma daha çox dünya ədəbiyyatından klassikləri oxumuşam. Tolstoy, Dostoyevski
Edebiyat
melankoli 2012
halksız şehirler değil kris, şehirsiz halklar çok halklar, çok şehirsizler, çok moral bozucu son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum her yıl yeni modelleri çıkıyor melankolinin içimden bir ses gelmiyor, hayır bazen geliyor içimden bir ses, sesin dışarıdan geldiğini söylüyor -iki saray odası alana bir saray odası bedava o montu almam iyi oldu, çok iyi oldu, çok evet kırışıklıkların geçer, beni seviyorsundur, ama böyle çok ölürüz nihanka kızılderili bir kızın adı değil, çok değil radikaller duygusal açıdan sağcı oluyorlar nerden aklıma geldiyse aşk, sivilcce, direniş, kitaplar ve çay ocağı işletmesi: -yanlış hormonlar, atkılar, kitap kokusu parfümü ve sütlü neskafe: -doğru böyle muhalif şeyler yazıyorum ve bana ödeme yapıyorlar çok değerli insanlar binalara doluyorlar, çok değerli her şeyden kolay etkileniyorum, belgeseller çok acıklı çarpıcı bir şey yazmak istiyorum, aklıma bir şey gelmiyor ne zaman aklıma bir şey gelmese, içimden bir ses: start tabancasıyla intihar eden adamı düşün son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum ışıklar açılmıştı, mikrofonlar, herkes çok şık kahramanca evlerinden çıkıyorlar, vampirlerden korkmadan kırmızı kravatlar takarak ve birbirlerine katılarak çok değerliler, çok konuşuyorlar, az ölüyorlar
Şiir