Murat

Uygarlığın güya öncüsü ve kurucusu olduklarını savunan Batılı bilim adamları, dünya halklarını medeniyet skalasında tasnife tabi tutarken, özellikle Türkleri, Amerika'nın yerli halklarını ve Afrikalı milletleri görmezden gelirler ve bazen de lutfedip incelenmeye değmez "kenar mahalle" kültürleri ola-rak takdim ederler. Onlara göre Amerikalı yerlilerin uygarlık-ları yoktur; barbar ve kültürsüzdürler. Afrikalılar zaten siyah, cahil ve geri kalmış lüzumsuz varlıklardır. Türkler ve Turani halklar, hem barbar, hem göçebe, hem yağmacı ve hem de pa-razit topluluklardır. Hatta Arnold Toynbee, "A Study of His-tory" (Tarih Bilinci) adlı eserinin birinci cildinde, uygarlıkla-rın tasnifini yaparken Türklerin adını bile ağzına almaz..
Sayfa 7 - Ahsen Batur·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”

Murat

, bir kitap okudu
10/10
·263 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2026 27. kitabı
İsmet Paşa'nın bütün siyaseti ihtiyat ve çekingenliğe dayanıyordu. Herkese dostluk göstermekle tehlikelerin önleneceğini sanıyordu. Şüphesiz bu büyük bir yanlıştı. İsmet Paşa ya Türk tarihini hiç bilmiyor yahut jeopolitik icapları anlamıyordu. Uzun yüzyıllar boyunca sıcak denizlere çıkmak için didinen, bunu bir millî siyaset haline getiren, bu uğurda Türklerle destanî boğuşmalar yapan, fakat bir türlü emeline kavuşamayan Rusya'nın, kendisine dostluk gösterirsek Türkiye üzerindeki isteklerinden vazgeçeceğini sanmakla İsmet Paşa tarihin en büyük gafını yaptığının farkında değildi. Moskof'a dostluğun bir korkudan doğmayıp içimizden geldiğini göstermek için de tabiî iş Bulgar'a dostluk, Yunan'a dostluk, Sırp'a dostluk şekline dökülüyor ve bu dostluklar, o devletler toprağında yaşayan yüzbinlerce Türk'ün hakkını, Türklüğünü, hattâ insanlığını bize unutturacak kadar korkunç bir sivrilik alıyordu. O küçük milletler, kendi tarihlerini Türk'e düşmanlık-la yuğurarak okutabiliyor, Türklerin iktisadî yoksulluğa ve kültür kargaşalığına düşmesi için her çareye başvuruyor, fakat biz ağzımızı açıp da Türklerin hukukunu koruyacak tek kelime söyleyemiyorduk.
Sayfa 168·Kitabı okudu
İttihatçılar daha sonra İzmir suikastı ile Mustafa Kemal Paşa'yı yok etmek istemişler, fakat kendileri yok olmuşlar-dı. İşte bu sebeplerle Mustafa Kemal Paşa İttihatçılardan nefret ediyordu. Kendisine suikastı hazırlayan şebekenin başında olduğu için asılan Selânikli Yahudi dönmesi Ca-vit'in idamı dünya basınında büyük tepki uyandırmıştı. Çünkü Cavit hem Yahudi hem de farmasondu. Fakat Mustafa Kemal Paşa kabadayı adamdı. Dünya ga-zetelerinin ulumasına aldıracak tiplerden değildi. Cavit'i astırdığı gibi mason localarını da kapatmaktan çekinmedi. Bu da Mustafa Kemal Paşa'nın en müsbet icraatından bi-ridir. Çünkü bu localarda mason kardeşliği adına devletin en gizli işlerini Yahudiler, Rumlar ve Ermeniler öğreniyor ve bunların hepsi yabancı casusu olduğundan düşmanları-mızca bilinmedik devlet sırrı kalmıyordu.
Sayfa 162·Kitabı okudu
Sadreddin Celâl'in Sakallı Celâl'le olan bir vak'ası da, karakterini göstermesi bakımından dikkate değer. Hâ-diseyi Sakallı Celâl anlatmıştı. Sakallı Celâl, malûm, sapına kadar komünisttir. Çok zeki ve orijinal bir adamdır ve işin tuhafı Moskof uşağı ol-mayan tek komünist kendisidir. Birinci Cihan Savaşı'nın sonunda Moskova'daki beynelmilel komünist kongresine giderlerken bir istasyonda tren durunca Sadreddin Celâl, Sakallı Celâl'e: - "İstasyondaki çeşmeden bize biraz su alsana" demiş. Sakallı Celâl sormuş: - "Neden sen almıyorsun?" Sadreddin Celâl'in cevabı şu: - "Ya tren kalkarsa..." Bu hodbinliğe fena halde kızan Sakallı Celâl ise hak et-tiği karşılığı hemen yapıştırmış: - "Ulan köpoğlu... Benim trenden hızlı koştuğumu sana kim söyledi..."
Sayfa 155·Kitabı okudu