«başladığı andan itibaren yeni bir kalbin haritasını içinde barındırmayan bir pişmanlık yoktur. pişmanlık yalnızca yaratmak için öldürür. inşa etmek için yıkar. yıkıyor gibi göründüğü yerde aslında gizlice inşa etmektedir. pişmanlık kitab-ı mukaddes'in "yaşlı âdem'den" yeni bir insanın "yeni bir kalp" kazanarak "yeniden doğuşu" olarak adlandırdığı mucizevi sürecin yön verici gücünü oluşturur.»
«herkes prometheus'a benzemeye çalışır, epimetheus'a değil. ancak ne kadar "hızlanarak" ilerlersen, akıntıya kendini ne kadar çok kaptırırsan, geçmiş suça o kadar çok bağımlı ve onun tarafından bağlanmış olursun. akıntıda yaşamının efendisi olduğunu sanırken aslında sadece suçlarından kaçmaktasın zira kendini akışa bırakıvermek senin kendine itiraf edemediğin gizli kaçış formülündür. seni pişman edene gözlerini kapadıkça, gelişimini ketleyen zincirlere daha da çok bağlanmaktasın.»
«çokları pişmanlığın absürt olduğunu söyler. onlara göre pişmanken özgür olamayız zira her şey olması gerektiği gibi olmuştur. ama bilmezler ki eğer pişman olamıyorsak özgür de olamayız. eğer pişman olursak görürüz ki başlangıçta ahmakça eylemin koşulu sandığımız şeye, yani özgürlüğe, asıl şimdi gerçek anlamıyla kavuşuyoruz. pişman olmadan önce bizi usanmadan kahreden o suç ve kötülük seli ve onun yarattığı karşı konulamayan, çığ gibi büyüyerek suçu hep artıran ve bizi sürekli baskılayan etkiler zincirinden işte asıl şimdi azade oluyoruz.»