bir burjuva ailesinin dört kuşağı merkeze konularak harikulâde toplum analizi yapılıyor kitapta. her anlamıyla başarılı, kusursuz bir ilk kuşak. önceki kuşağa büyük oranla bağlı ve fakat kendine has görüşlere sahip ikinci kuşakla bozuluşa açılan kapı. tamamen kendine has görüşlere sahip olmakla birlikte geçmişe özlem duyan üçüncü kuşağın başarısızlığı. geçmişi umursamayan, sadece kendine has görüşlere sahip dördüncü kuşakla çöküş.
--- spoiler ---
hanno buddenbrook'un korku dolu vakitler geçirdiği son latince dersinde, ovidius'un dönüşümler isimli eserinin "altın çağ kusursuzdu, insanlar mutluydu." anafikirli kısmının okunması tesadüf değildi bu nedenle. buddenbrook ailesinin bu başarısız, dünyayı umursamayan, sürekli acılarla boğuşan hastalıklı üyesinin zamanında, johann buddenbrook'un zamanı bir nevi "altın çağ" idi.
--- spoiler ---
sorulması gereken asıl soru şu: ilk buddenbrook ile son buddenbrook'u kıyasladığımız zaman, biz ilkine başarılı, ikincisine başarısız diyoruz, neden? eğer gerekçemiz ilk buddenbrook'un ticarî başarıları ise, ailesine yaptırdığı ev ise, sahip olduğu saygınlığı ise ve fakat son buddenbrook'un bunların hiçbirine değer vermeyip müzikle derinden ilgilenmesi ise, hastalıklı bir bedene sahip olması ise, ticaretten nefret ediyor olması ise, derslerinde başarısız olması ise, bizim, yazar tarafından gizliden yerden yere vurulan 19. yüzyıl alman toplumundan bir farkımız kalır mı? başarının kıstasını bu yavan materyalist kriterler ve özellikle de bayağı olan toplumun saygınlığı teşkil ediyorsa, kendine saygısı olan, hem de gerçekten saygısı olan kişinin oturup bir düşünmesi gerekiyor.
maddî başarıların hepsi evrenin yasalarına boyun eğmek zorundadır ve bu yasaların en temelinde de "entropi" vardır. entropi nedir? bir şeyin bozuluşa doğru