Sirius

Sirius
@catesmart
心の平和 ・ 。 ☆∴。 *  ・゚*。・   ・ *゚。   *   ・ ゚*。・゚。    ☆゚・。°*. ゚ *  ゚。·*・。 ゚*    ゚ *.。☆。 ・   * ☆ 。・゚*.。     * 
Prometheus, Titan soyundan gelen bir tanrıdır. Zeus, insanları yarattıktan sonra onları zayıf ve aciz bırakmak istemiş, ateşi (bilgi ve medeniyetin sembolü) onlardan esirgemiştir. Ancak Prometheus, insanların bu soğuk ve karanlık dünyada acı çekmesine razı olmamıştır. Prometheus, Zeus'un tüm yasaklarına meydan okuyarak Olimpos Dağı'na gizlice çıkar ve Hephaistos'un atölyesinden veya Güneş tanrısının arabasından ateşi çalar. Bu ateşi içi boş bir rezene sapına gizleyerek yeryüzüne getirir ve insanlara verir. Zeus, bu itaatsizliğe çok öfkelenir. Prometheus'u Kafkas Dağları'nda bir kayaya zincirletir. Zeus, bir kartalı her gün Prometheus'un karaciğerini yemesi için gönderir. Prometheus ölümsüz olduğu için, karaciğeri her gece yeniden oluşur ve işkence ertesi gün tekrar başlar. Prometheus, acıya rağmen Zeus'tan özür dilemez, ateşin insanların hakkı olduğunu savunmaya devam eder. Bu, tanrısal otoriteye karşı en büyük mitolojik direnç sembollerinden biridir.
Reklam
Bir insanın eğilimleri arasında kendini beğenmişlik, açgözlülük, öfke ve başkalarına saldırmak varsa, o bir insan değildir. İnsan olmak sadece biyolojik bir durum değildir. İnsan görünmek başka, insanca yaşamak başkadır. Çünkü insanı insan yapan şey güç, hırs veya üstünlük değildir. Ölçü, merhamet ve kendini dizginleyebilme yeteneğidir. Hiç unutulmamalı insan doğulur, ama gerçekten insan kalabilmek için karakter gerekir.
Bilinçli güç.
hissediyorsun sorguluyorsun farkındasın buna rağmen devam ediyorsun
Seni kaybettim ama kendimi buldum.
İntihar… İnsan zihninin en karanlık köşesinde duran ama aynı zamanda en dürüst sorulardan birini barındıran o kelime. Belki de mesele ölmek istemek değil yaşamanın yükünü, anlamını, ağırlığını sorgulamak. Çünkü insan, ancak yaşamakla ilgili derin bir problemi olduğunda yokluğu düşünür. Bazen düşünüyorum insan neden bu kadar bilinçli yaratıldı? Bir taş gibi sadece var olabilseydik, bir ağaç gibi sadece büyüyebilseydik… Bu kadar sorgulamazdık. Ama biz, her şeyin farkındayız. Zamanın geçtiğini, her şeyin biteceğini, sevdiklerimizin bir gün yok olacağını biliyoruz. Ve belki de intihar düşüncesi tam burada doğuyor Bu kadar farkındalıkla nasıl yaşanır? Yaşamaya değer mi?” insan, yaşamak zorunda bırakılmış bir varlık gibi hissedebiliyor bazen. Doğmayı seçmedik ama yaşamayı sürdürmek zorundayız. İşte bu noktada intihar, bir kaçış değil, bir seçim yanılsaması gibi duruyor. Kontrol hissini geri kazanma çabası… İntiharı düşünebilen zihin, aynı zamanda anlam yaratabilecek tek zihin. Yani insan, yokluğu düşünebildiği kadar varlığa da anlam yükleyebilir. Bu bir çelişki değil, bir kapı aslında. Bazen insan yorulmuyor hayattan, hayata yüklediği anlamdan yoruluyor. Sürekli güçlü olmak zorunda kalmaktan, sürekli bir şey başarmak zorundaymış gibi hissetmekten Sanki yaşamak bir yarış ve biz hep geç kalmışız gibi. İşte o anlarda, insan durmak istiyor. Ama durmak ile yok olmak birbirine karışıyor İnsan ölmek istemiyor. Sadece şu anki haliyle yaşamaya devam etmek istemiyor. Bazen sadece bir düşünceyi, bir yükü, bir kimliği bırakmak gerekiyor. Ama insan bunu ayırt edemediğinde, en büyük çözümü en kesin son sanabiliyor.
Reklam