Sirius

Sirius
@catesmart
心の平和 ・ 。 ☆∴。 *  ・゚*。・   ・ *゚。   *   ・ ゚*。・゚。    ☆゚・。°*. ゚ *  ゚。·*・。 ゚*    ゚ *.。☆。 ・   * ☆ 。・゚*.。     * 
"Dünyayı değiştirebileceklerini düşünecek kadar çılgın olan insanlar, bunu yapan insanlardır."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ben yalnızlığı seven ama insanları da derinden hissedenim. Kalabalıklardan kaçıp merhametten uzaklaşmayan, görmeden anlayan, konuşmadan sezen bir kalbim var. İyiliğin ses çıkarmadan iz bıraktığını bildiğim için iyi kalmayı bir tercih değil, bir yön olarak seçiyorum.
Puan vermedi··
Beğendi
Öğreten bir ses yok; acele ettirmeyen, sakin, yargısız bir rehber var. Kitap boyunca “huzur” bir hedef, bir ödül ya da zor kazanılan bir hâl olarak sunulmuyor. Huzurun, zaten şu anda — nefesimde, bedenimde, farkındalığımda — mevcut olduğunu hatırlatıyor. Thich Nhat Hanh’ın dili çok sade ama etkisi derin. Karmaşık kavramlara girmeden, günlük hayatın içinden örneklerle farkındalığı anlatıyor. Nefes almak, yürümek, bulaşık yıkamak, çay içmek gibi en sıradan anların bile huzurun kapısı olabileceğini gösteriyor. Bu bana şunu fark ettirdi: Ben huzuru hep “hayat durulduğunda” beklemişim, oysa hayat akarken de huzurlu olunabiliyormuş. Kitapta en çok sevdiğim şey, zihnimle kavga etmemeyi öğretmesi oldu. Düşünceler geldiğinde onları susturmaya çalışmak yerine, sadece fark edip nazikçe geri dönmeyi öneriyor. Kaygı, öfke, huzursuzluk kitapta düşman gibi ele alınmıyor; aksine şefkatle karşılanması gereken misafirler olarak görülüyor. Bu bakış açısı içimdeki sertliği yumuşattı. Thich Nhat Hanh huzurun dış koşullara bağlı olmadığını çok net söylüyor. Sessiz bir manastırda olmak da şart değil, hayatın karmaşasının ortasında da mümkün. Asıl mesele, bulunduğun anla temas kurabilmek. “Şu anda buradayım ve bu an yeterli” hissini bedende hissettirecek kadar sade bir anlatımı var. Bu kitap bende ani bir aydınlanma yaratmadı ama daha kalıcı bir etki bıraktı: yavaşlama. Daha bilinçli nefes alma, daha farkında yürüme, daha az acele etme… Huzurun peşinden koşmak yerine, ona alan açmayı öğrendim.
Huzurun Kendisi OlmakThich Nhât Hanh · Okyanus Yayıncılık · 200023 okunma
Yürümeyi, nasıl yürünür konulu bir kitap okuyarak öğrenmeyiz. Yürüyerek, düşerek, ayağa kalkarak ve tekrar deneyerek öğreniriz. Hiçbir şeyin doğru yapılma şekli yoktur. Bu yüzden kendi yolunuzu bulmanız gerekir. Nerede çalışırsanız çalışın, bir şeyleri nasıl yapacağınızı kendi başınıza çözmeye çalışın.
10/10
·198 syf.··
2024 40. kitabı
Şeytanın Günlüğü, klasik anlamda “şeytan” anlatılarından farklı olarak kötülüğü bağırarak değil, fısıldayarak anlatıyor. Leonid Andreyev, şeytanı korkutucu bir varlık olmaktan çıkarıp düşündüren, hatta yer yer hak veren bir gözlemciye dönüştürüyor. Roman, şeytanın bir insan bedenine girerek dünyayı gözlemlemesi üzerinden ilerliyor. Ama asıl mesele bu değil; asıl mesele, şeytanın insanlara baktıkça kendisinden şüphe etmeye başlaması. Günlük formu, metni daha da çıplak ve samimi kılıyor. Okur olarak ben, şeytanın düşüncelerini okurken bir noktadan sonra şu soruyla baş başa kaldım: Gerçekten şeytan kim? Andreyev’in dili sert ama süssüz. Büyük olaylardan çok küçük anlara, jestlere, bakışlara odaklanıyor. İnsanların çıkarcılığı, ikiyüzlülüğü, güç arzusu ve ahlak maskeleri, şeytanın gözünden anlatıldığında daha da rahatsız edici
Şeytan'ın GünlüğüLeonid Andreyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,829 okunma