Bir bardak kaçak çay için `Ruhu olmayan şeyler için zamanım yok.` Victor hugo Köyde yaşam şehir hayatından farklıdır köy yerleri sabah horozların okuduğu ezan sesi ile sabaha dinlenmiş bir şekilde hazırlar kahvaltıda önünüze getirilip size ikram edilen rafadan yumurta tüm pastırmalardan daha lezzetli gelecektir sizlere köy ve şehir birbirinden farklıdır şehir hayatında ruhlar gitgide kuraklaşır insan şehrin hengâmesinde kaybolurken köy hayatı sizi dinlendirip ruhunuzu zengin edecektir bambaşkadır köyde yaşamak anadolunun uçsuz bucaksız bozkırlarında koşup oynamak ferdi tayfur abimizinde dediği gibi ah bir çocuk kırlarda koşup oynasam ne güzel olurdu insan tüm varlığını ruhunda taşır şüphesiz ülkemizin ruhu zenginleştiren en önemli yerlerdir köylerimiz uzun yolculuklarda güzelliklerine doyum olmayan köylerimize uğrayıp bir bardak demli çay içtinizmi bazen hayatın tüm koşturmacasından sıyrılıp tatlı bir mola vermek huzurlu bir kaçak çayın başına oturup güzel bir sohbet ruhumuzu zenginleştirmek için yeterli değilmi insan ruhunda taşıdıkları ile zenginleşir Ruhu olmayan şeyler için zamanım yok diyor Victor hugo ruhunuz sizin azık çantanızdır onu Cenabı Hakka ikram edeceksiniz o halde ilk önce onu zenginleştirin memleketikimizin o zengin köylerini gezip bir bardak kaçak çay için
Duygu ve Düşünce
Hayırlı Akşamlar 1K
Gelseydin bir çay içimi Sen çay dökseydin ben içimi
Reklam
Çay suyu koyayım
"Her şey anlatılmaz ki... Bazen çay içilir, türkü dinlenir."
Şimdi biri soracak olsa nasılsın diye, en içten dilekleriyle; hiç kuşkusuz iyiyim diyeceğiz. Boğazımıza kadar taşmış cümleleri hiç kimseye dökmeyeceğiz. Akşam olsun hele, gökyüzü bi kararsın, yıldızlar kaysın. Kurarız bulutların arasına güzel bir sofra. İki bardak çay ve demlik demlik sohbet kokar hava. Ay bana, ben aya konuşuruz geceden sabaha. Fazladan çayımız da var, sen de olsan fena olmaz aslında..
Bir Japon efsanesi vardır. Derler ki, dağların arasında çok eski bir çay evi varmış. Bu çay evini işleten yaşlı bir adamın yanına insanlar sürekli aynı soruyla gelirmiş: "Ne zaman iyi hissedeceğim?" Kimisi birini kaybetmiş, kimisi hayallerini. Kimisi neden üzgün olduğunu bile bilmiyormuş. Yaşlı adam hiçbirine uzun öğütler vermezmiş. Sadece çay koyar ve pencereden dışarıyı gösterirmiş. Bir gün genç bir kadın dayanamayıp sormuş: "Sen neden cevap vermiyorsun?" Yaşlı adam gülümsemiş: "Çünkü insanların çoğu acının hemen gitmesini istiyor. Oysa bazı duyguların işi gitmek değil, seninle biraz oturmak." Kadın sessiz kalmış. Adam devam etmiş: "Bak, şu yağmura. Kimse yağmura kızmaz. 'Hemen bit' demez. Yağmurun yağdığını kabul eder. Sonra bir gün fark eder ki, yağmur dinmiş. Ama dinene kadar hayat tamamen durmamıştır. Çay içilir, pencereden bakılır, nefes alınır." Derler ki kadın o gün eve dönerken kendini çok mutlu hissetmemiş. Ama ilk kez, mutsuz olduğu için kendine kızmayı bırakmış.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam