Gelecekte geçen, yaşanması zor ve kasvetli bir dünyada Tuvache ailesi nesillerdir “İntihar Dükkanı” işletmektedir. Ailenin tüm bireyleri hayattan bezmiş, ölümü adeta kutsallaştırmıştır. Ancak ailenin en küçük çocuğu Alan, ailesinin ve toplumun tam tersine neşeli, umutlu ve yaşama sevinci doludur. Alan’ın varlığı dükkândaki düzeni, aile dinamiklerini ve “ölüm kültürünü” sarsmaya başlar.
Kara mizah yoğun biçimde kullanılır.Ölüm ve intihar gibi ağır temalar, ironik ve rahatsız edici derecede “normalleştirilmiş” bir dil ile aktarılır.Okuyucuyu güldürürken aynı anda huzursuz eder, bu bilinçli bir tercihtir.
Tuvache Ailesi; umutsuzluğun kuşaktan kuşağa aktarılmasını temsil eder.
Alan; umudun, iyimserliğin ve değişimin simgesidir. Hikâyenin felsefi kırılma noktasıdır.
İntiharın “ürün” hâline gelmesi, kapitalizmin insan hayatını bile pazarlanabilir görmesine yönelik sert bir eleştiridir.
Bu romanda mutlu olmak neredeyse devrimci bir eylemdir. Alan’ın neşesi, sisteme karşı pasif ama güçlü bir başkaldırıdır.
İntihar Dükkanı, kısa ama çarpıcı bir roman. Herkes için “hafif” bir okuma değildir; özellikle konu hassasiyeti nedeniyle. Ancak; toplumsal eleştiri sevenlerin ,kara mizahı tolere edebilenlerin ve “Yaşamın anlamı” üzerine düşündüren metinleri sevenlerin bu kitabı beğeneceğini düşünüyorum.