Aliyyü'l-Kâri ise şöyle der: "Doğrusu şudur: Eğer hasım müslümansa ve bir fesat söz konusu olmazsa, kişinin kendisini müdafaası câizdir. Ama saldırgan kâfir ise imkân nisbetinde kendisini müdafaa vâciptir."
Efendimiz, Ebû Zerr'e son olarak: "Kılıç parıltısının seni kaplamasından korkarsan elbiseni yüzüne tut" buyurmuştur. Bundan murâd şudur: Eğer hasmının kılıcını kullanmasından korkarsan, gözlerini kapa, kılıcını görme. Eğer onlar savaşmak isteseler bile, sen savaşma: sulh taraftarı ol. Şayet sen bu durumda öldürülürsen, seni öldüren hem senin hem de kendisinin günahını çekecektir.
İslâm'ın bu yüzyıldaki uyanışı hareketinde de edebiyatın önemi küçümsenemez. Âkif, bir şairdir ve aksiyonunu daha çok şiiriyle yapmıştır. Türkiyemizde, İslâm'ın güçlü kalemi olan Necip Fazıl da , bu yola, ilkin metafizik bir kaygıyla, "öteleri kurcalayan" üstün bir şiir aracılığı ile girdi. Risale-i Nur'un da, son derece etkili bir sesi ve üslûbu vardır. Bir bakıma, Risale-i Nur, tek başına, bir islam kültürü külliyatıdır.