Yalnız bir mutsuzluk hissetti; farklılaştıran, ötekileştiren bir yalnızlık… Sanki nispet etmek için yankılanıyordu kahkahalar, bu mutluluktan tiksindi.
Neden tiksinmesindi?
Kıskandıran bir mutluluktu bu. İşiteni mutsuzluğundan utandıran bir mutluluk…
Siz de, diyordu intikam aldığını düşünürcesine, siz de toz olacaksınız. Sakın kurtulacağınızı, aşkın pınarında sonsuza dek uzanabileceğinizi zannetmeyin. O sonrasız dehşet, o nefessiz boşluk sizleri de yutacak, sizden de geriye
yalnızca bir yaşanmışlık kalacak sadece…
Bu yakıp geçen öfkenin, tenime ateşten bir çember gibi yapışan öfkenin derinlerini – ah o delici gözlerini kavrayabilseydi parmaklarım!
Ve söküp atabilseydim içimdeki utancı.