..çünkü insan bazen hayal dünyasına öylesine dalar ki, etrafındaki gerçekleri unutur ve kalbindeki duyguların doldurduğu bambaşka bir dünyada yaşamaya başlar.
Benim de Tanrı'dan tek bir dileğim var! Dilim kaskatı kesilene kadar hep bu duayı tekrarlayıp duracağım! Catherine Earnshaw, ben yaşadığım müddetçe huzur bulma kabrinde! Seni benim öldürdüğümü söyledin! Yapış yakama o zaman! Kurbanlar katillerinin yapışırlar yakalarına. İnanıyorum ki, biliyorum ki, hayaletler var yeryüzünde. Hep benimle ol! Hangi şekle istiyorsan gir, delirt beni! Yeter ki, beni sensiz bu uçurumda bırakma! Ah, Tanrım! Bu anlatılamaz! Hayatım benimle olmadan ben yaşayamam. Ruhum olmadan ben yaşayamam!
"Gözlerinin arasındaki şu iki çizgiyi görüyor musun; ve de şu bir yay gibi kalkık duracağı yerde ortaları inik duran kalın kaşkarı; ve de iyice derine gömülmüş, pencerelerini asla belirgin bir şekilde açmayan ve o pencerelerin altında pusuda bekleyen bir çift pırıltılı, kara gözü görüyor musun? İşte, o asık çizgileri yok etmeyi , göz kapaklarını dostça açmayı, o iblisleri kendine güveni olan, hiçbir şeye şüpheyle bakmayan ve baktığı herkeste düşmanlığından kesinkes emin olmadıkça dostlar gören, masum meleklere dönüştürmeyi istemeli ve öğrenmelisin, insanlara saldırdığı için tekme yiyen ve yediği tekmeleri hakettiğinin de bal gibi farkında olan, ama gene de, çektiği acı yüzünden sadece kendisini tekmeleyen kişiden nefret etmekle kalmayıp bütün dünyadan da nefret eden bir sokak köpeği gibi olma. "