çay ritüeli, aynı jest ve yudumlamaların bu değerli sürdürülüşü, basit, sahici ve rafine duyumlara bu yükseliş; çay, yoksulların olduğu kadar zenginlerin de içeceği olduğundan bir aristokrat zevkine sahip olma izninin pek az masrafla herkese bu verilişi, yani çay ritüeli, hayatlarımızın saçmalığında dingin bir uyum gediği açmak gibi olağanüstü bir erdeme sahiptir. evet, evren boşlukla elbirliği yapar, kayıp ruhlar güzelliğe ağlat, anlamsızlık bizi kuşatır. o halde, bir fincan çay içelim. sessizlik olur, dışarıda esen rüzgar işitilir, sonbahar yaprakları hışırdar ve uçuşur, kedi sıcak bir ışık içinde uyur. ve her yudumda zaman iyice yücelir.
yoksul olmak, çirkin olmak ve üstelik zeki olmak, bizim toplumlarımızda insanı kasvetli ve hayal bile kuramayacağı kulvarlara mahkûm eder, ki bunlara erkenden alışmakta yarar vardır. güzellik oldu mu her şey bağışlanır, kabalık bile. zekâ ise sanki koşulların uygun bir telafisi değil gibidir, doğanın en yoksul çocuklarına sunduğu bir dengeleyici olarak görülmez, daha ziyade gereksiz bir oyuncaktır, mücevherlerin değerini yükseltir. çirkinlik ise zaten daima suçludur ve ben bu trajik yazgıya, hiç aptal olmadığım için daha fazla acı çekerek mahkûmdum.