Goethe’nin Genç Werther’in Acıları, ilk bakışta bir aşk hikâyesi gibi görünse de aslında çok daha derin bir şeyi anlatır: modern bireyin duyguları, toplumla uyumsuzluğu ve kendi iç dünyasında giderek
"Büyük bir oluşu kucaklamak gerekir. Yalnız insan çöle çekilir, yalnızlığını daha da büyütmek, yoklukla zenginleşmek için... Bu duyguyu hissetmek için... İçimizde bir çöl yaratmak gerekir..."
- Var Olma Eğilimi.
İnsan en çok canı yandığında öğrenir taş taşımayı. Kendine koca bir kale inşa eder; harcına kırgınlıklarını, suskunluklarını ve yarım kalmış vedalarını katar. Sonra o kalenin en kuytu köşesine çekilir. Dünyaya sırtını döner. Çünkü bilir ki, en derin yaralar hep en çok sevdiğin yerden gelir.
Nasıl ki kemikler, et parçaları, bağırsaklar ve kan damarları derinin altına gömülü olduğu için insan görüntüsü çekilir bir hal alıyorsa, ruhun heyecanları ve tutkuları da aynı şekilde hiçliğe gömülüdür; hiçlik, ruhun derisidir.