SPOİLER VARR
Puan vermedi
eveet,bu kitabi mitolojik icerik var diye aldim oyle de vardi zaten,hiyeroglifler falan cizilmis kitaba ve bunu cok sevdim,punto gayet iyi,bolumler yeterli uzunlukta falan falan,asil konuya gelelim ana kadin karakter Inez ailesinin Mısır'da oldugunu duyunca apar topar toplanip Mısır'a gidiyor(dayisi da arkeolog)onu dayisi yerine dayisinin hizmetinde calisan ana erkek karakter (ismi onemli degil) onla karsilasiyor o da Inez'e diyor ki 'dayin beni gorevlendirdi,buradan simdi gideceksin' geldigi gibi gitmis oluyor kisaca ama Inez bana misin diyerek bavullarini falan umursamadan gidiyor,o sirada babasinin ona hediye ettigi yuzugu bir adam 'bu Kleopatra'nin yuzugu' diyerek Inez'den yuzugu caliyor neyse sonra dayisiyla konusuyor dayisi diyor buna 'yarin gidecen' Inez diyor 'tmm' sonraki gun dayisinin gemisine atlayip gizleniyor,kimligini ne zaman gosterecegini bilmiyor ama denizde geminin sallanmasi sonucunda bir anda suya dusuyor,ana erkek karakter onu zorbalarken bir anda 'yuzme bilmiyorum' diyor ve sonra ne oluyor? Ana erkek karakter denize atlayip Inez'i daha da dibe cekip suni tenefus yapiyor(akil alir degil) neyse bunlar kurtuluyorlar,kazi alanina geliyorlar Inez'in yetenegi var resimde dayisi diyor ki 'resim ciz bakim' o da 'tmm' diyor ciziyor iste,boyle arada sirada Kleopatra'nin anilarini goruyor(o kisimlari cok guzeldi)sonra bir gece bir bakiyor annesi karsisinda amantanrimm,annesi diyor ki 'dayin kacakcilik yapiyor sen pek degeri olmayan esyalari al getir' diyor Inez'de 'tmm' diyor yine,yardim ediyor kii bir bakmis annesi bir yabanciyla gemide,esyalari alip Inez'i almadan gidiyorlar (kahpe) bu sirada ana erkek karakterle ilk kez opustukten sonra erkek karakter 'benim nisanlim var' dedi PAUABDHIAWBDBIAHSBDH kitabin sonlarina dogru bu ikisi kaciriliyor ve maalesef
Nehrin BildikleriIsabel Ibañez · Artemis Yayınları · 2025156 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 67. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 09:59
Daniella Daisy, lisenin ilk yılında Levi Cordwell'e aşık olmuştu. Aslında bu ilk görüşte aşk değildi. Daniella ona dikiş dersinde yardım ederken Levi de ona İngilizce dersinde destek oluyordu. İkisinin en büyük ortak yanı, babalarını erken yaşta kaybetmiş olmalarıydı. Dört yıl boyunca en yakın arkadaş olarak kalmış; birlikte film geceleri düzenlemiş, maçlara gitmiş ve aileleriyle vakit geçirmişlerdi. Daniella arkadaşlıktan öte duygular beslese de Levi'nin aynı şeyleri hissetmediğini düşünüyordu. Mezuniyet gecesinde Levi'nin ona söylediklerinin ardından, onun başka bir kızı öptüğüne şahit olunca çekip gitti ve bir daha onunla görüşmedi. Aradan dört yıl geçtikten sonra Daniella, arkadaşlarıyla gittiği bir mekanda Levi ile karşılaşır. Levi'nin eski kız arkadaşı da oradadır ve Levi, ondan kurtulmak için Daniella ile sevgili olduklarını söyler. Bu sahte sevgililik, onları yıllar sonra tekrar bir araya getirir. Levi karakterine kelimenin tam anlamıyla bayıldım. Annesi ve kız kardeşleriyle olan ilişkisi mükemmeldi. Çok ince, düşünceli ve duygusal biriydi. Daniella ise beni son ana kadar çıldırttı. Herkesin gördüğü, Levi'nin de her hareketiyle belli ettiği o duyguları görmemekte bu kadar kör olunmaz diye düşünüp durdum. Mezuniyet gecesinde Levi'nin tam olarak ne söylediğini çok merak ediyordum. O gece yaşananları ancak son sayfalarda öğreniyoruz ve Daniella'ya bir kez daha sinir oluyoruz Keyifli, sakin, aile bağları, arkadaşlık ve aşk dolu bir kitaptı. Yazarın akıcı anlatımı ve karakterlerin güzelliği sayesinde kendisini büyük bir keyifle okutuyor. İçinde smut sahneleri barındırmayan, temiz bir aşk hikayesi arayanlara kesinlikle tavsiyemdir.
Papatyalar ArasındaLiana Cincotti · Martı Yayınları · 202648 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
ANA HUANG- HIRS KRALI| KİTAP YORUMU (Spoiler içerir!) Serinin diğer kitaplarından çok farklı bir dinamiğe sahip. Alıştığımız "tanışma, aşık olma ve mutlu son" formülünün aksine, bu kez karşımızda evli, birbirini çok iyi tanıyan ama hırslar yüzünden kopma noktasına gelmiş bir çift var. Eğer Dominic ve Alessandra’nın evliliğindeki o büyük kırılmaları ve kitabın dönüm noktalarını konuşmaya hazırsak, işte bol spoylerlı, derinlemesine bir kitap yorumu: --- ## DİKKAT: Yazının Devamı Yoğun Spoyler İçerir! ### Kitabın Konusu ve Karakter Dinamikleri Dominic Davenport, sıfırdan tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş, Wall Street’in zirvesine oturmuş tam bir işkolik. Karısı Alessandra ise 10 yıldır onun her zorluğunda yanında olmuş, Dominic imparatorluğunu kurarken kendi hayallerini arka plana itmiş zarif bir kadın. Kitap, tipik bir romantik başlangıç yerine doğrudan kriz anıyla açılıyor: 10. evlilik yıldönümleri. Dominic, yine iş krizlerini bahane ederek Alessandra’yı ekiyor. Bu bardaktan taşan son damla oluyor ve Alessandra, Dominic’i ve onun görkemli malikanesini terk ederek boşanma davası açıyor. --- ### En Dikkat Çekici Ters Köşe: İhmal Edilen Kadının Uyanışı Kitapta Alessandra karakterinin duruşuna kelimenin tam anlamıyla bayıldım. Genelde bu tarz milyarder temalı kitaplarda kadın karakterler erkeğin zenginliğine ya da gücüne boyun eğer veya ufak bir hediyeyle hemen yumuşar. Ancak Alessandra öyle yapmadı. * Evliliği kurtarmak için her şeyi denemiş, her randevuya tek başına gitmiş bir kadının tükenmişliğini çok net hissediyorsunuz. * Dominic’in "Seni kraliçeler gibi yaşatmak için çalışıyorum" klişesinin arkasına sığınmasını yemedi. > *"Sen parayı ve gücü benim için değil, kendi egon ve hırsın için istiyorsun."* mesajını Dominic’in yüzüne tokat gibi çarpması,
Hırs KralıAna Huang · Martı Yayınları · 2025977 okunma
Sana git diyeceğim, ama gitme Osman :))
10/10
·129 syf.·
2026 55. kitabı
Bir varmış bir yokmuş… Memleketin birinde Şaziye diye bir kadın yaşarmış. Bizim Şaziye çok sevmiş… Öyle böyle değil; bir insanın bütün kalbiyle, bütün yaralarıyla, bütün umuduyla sevebildiği kadar sevmiş. Ama sevdiği adam, Osman, ardına bile bakmadan çekip gitmiş. Gözü kör olasıca Osman… :) Şaziye o günden sonra geceyi gündüze, sessizliği satırlara karıştırır olmuş. İçinde ne varsa dökülmüş kâğıtlara. Kimi zaman bir sitem, kimi zaman kırık bir dua, kimi zaman da “belki bir gün okur” diye saklanan cümleler… Aslında bilirmiş Osman’ın dönüp bakmayacağını. Bilirmiş yazdıklarının onun umurunda olmadığını. Ama insan bazı acıları içinde taşıyamıyor işte. Hele ki kadınsa… İçinde büyüyen zehri, ruhuna işlemeden önce kelimelere bırakmak istiyor. Şaziye yazdıkça biraz eksilmiş acısı. Yazdıkça anlamış; bazı kadınlar konuşarak iyileşir. Çünkü kadın sustu mu, içinde koskoca bir dünya sessizce yıkılır. Derler ya, erkekler çok konuşan kadın sevmezmiş… Oysa bırakın konuşsun kadınlarınız. Bırakın anlatsınlar içlerindeki kırgınlığı, öfkesi, sevgisi, hayal kırıklığı… Çünkü kadın sustuğunda kıyamet kopar. Konuştuğunda değil. Şaziyeciğim… Sen aslında sadece Osman’a değil, içinde susan bütün kadınlara yazmışsın. Ve inan, bazı yaralar ancak kelimelerle nefes alır. Seni kocaman öpüyorum.
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,7bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 63. kitabı
VEDALAŞABİLMEK . Şimdiye kadar farkına varmadığın ya da görmek istemediğin gerçekleri okumak ve kırıldığın yerlerle, tükendiğin anlarla, omuzlarına binmiş yüklerle satırlarda yüzleşmek ister misin? Bu kitapta okuyacakların belki seni sarsacak, belki görmek istemediklerini fark ettiğin anda daha da yıkacak ama sonrası taşımak istemediklerini bir bir silkeledikçe kendini sevmeyi öğretecek. Çünkü bazı yükler taşıdıkça hafiflemez daha da ağırlaşır ve sen bu satırları okudukça vazgeçebilmeyi öğreneceksin. İşte @kahramantazeoğlu nun dediği gibi " Bazen vedalaşmak kendini geri almaktır! " . Yüzleşemeyeceklerin, sorumluluk alamayacakların, suçluluğu ile savaşamayanların yapamayacağı şeydir kalmak! Onlar gitmeyi kendileri tercih ederler... Çoğu kişi, hissettiği duygunun sorumluluğunu taşıyacak cesarete sahip değildir! Ve mecbur bırakılan bir vazgeçiş kendi zayıflığın değildir! Peki, hayatından çıkıp giden biri zihninden de gitmiş midir? Evet, resti çekip fiziksel mesafeni koymayı becermişsindir fakat ya duygusal mesafe? Dışarıdan ne kadar güçlü görünsen de, içinde kopan fırtınaların yorgunluğu omuzlarındadır. İşte bunu fark ettiğin anda başlarsın yüklerinden kurtulmaya... Vedalaşabilmek, tek kelimelik fakat çok güç. Sevdiğinden, canından, hatta çoğu kişi için elindeki bir eşyadan bile ayrılmak çok zorken, vedalaşabilmek ne büyük bir eziyet. Oysaki atın omuzlarınızdan bu yükü ve #kahramantazeoğlu nun dediği gibi yorulduğunuz için değil, bırakamadığınız için tükendiğinizin farkına varın! Unutmayın; " Nerede savaşacağını bilmek zekadır. Ne zaman duracağını bilmek ise kendine saygıdır. " Senin için zaman yaratılıyorsa o sevgi gerçektir. Gerçeği erteleme, Kendi değerini bil, Geriye dönük pişmanlık yaşama, Yarım bırakılan yerlerde oyalanma, Kendi içinde yanan ışığı karşındakinin
VedalaşabilmekKahraman Tazeoğlu · Yediveren Yayınları · 202612 okunma
Beklenen An
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 09:12
Mumlar Sonuna Kadar Yanar aslında yalnızca bir ihanet ya da dostluk romanı değil; insanın acıyla birlikte bilinç kazanmasının romanı. Çünkü generalin yaşadığı şey sadece sevdiği kadınla dostunun ona ihanet etmiş olabileceğini düşünmek değil. Asıl kırılma, o güne kadar kurduğu dünyanın bir anda çatlaması. O ana kadar hayatı sorgulamayan bir insan görüyoruz. Zengin, soylu, güçlü bir adam. Hayat onun için düzenli ve tamamlanmış. Dostu var, eşi var, alıştığı bir yaşamı var. Her şey yerli yerinde. Ve belki de tam bu yüzden kör. Çünkü insan bazen hiçbir şey kaybetmediğinde, hiçbir acıyla yüzleşmediğinde hayatı gerçekten görmüyor. General de o zamana kadar hayatın ona sunduğu düzenin içinde yaşamış ama ne kendisini ne de çevresindeki insanları gerçekten anlamamış biri. Sonra acıyla karşılaşıyor. Ve o acı onu insanların arasından çekip kendi içine kapatıyor. Fakat bu kapanış yalnızca bir çöküş değil; aynı zamanda bir uyanış. Yıllarca kendi içinde düşünmesi, gözlemlemesi, okuması ve susması onu bambaşka birine dönüştürüyor. Çünkü insan bazen dış dünyadan uzaklaştığında ilk kez kendini görmeye başlıyor. Generalin yaşadığı şey de tam olarak bu: dışa bakan gözünü içe çevirmesi. Ama burada önemli olan şey şu; generalin dönüşümü huzurlu bir bilgelik değil. Acı onu bilinçlendiriyor ama özgürleştirmiyor. Gözlerini açıyor ama içindeki yarayı kapatmıyor. Artık kör değil fakat gördüğü gerçeklerle yaşamaya mahkûm biri. Yıllarca aynı anın içinde yaşamaya devam ediyor. Sanki hayatı tek bir geceye, tek bir soruya bağlanmış gibi. Ve romanın en etkileyici taraflarından biri şu: General aslında gerçeği başından beri biliyor. Belki ihaneti, belki tutkuyu, belki dostunun korkusunu… Hepsini hissediyor. Bu yüzden dostunu yıllar sonra karşısına çağırmasının sebebi yalnızca “Bana ihanet ettin
1000Kitap
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma