"Genç kız, o gece odasına çekildikten sonra hep zavallı annesini düşündü: Hiçbir Çerkez'e ve hiçbir saraylıya benzemezdi;titiz,geçimsiz değildi, az konuşur, çok dinler,daima gülümser, dalgın, süzük merhametli bakışlarıyla düşünceli bir sükut içinde, o içi titreyen anne çok yaşamazdı,yaşamak için insanların yaptıkları çirkinliklerden, meşru sayılan adilik ve faziletsizliklerden hiçbiri onda yoktu:Yalan söylemek bilmezdi,küçücük bir hile ile bile başkalarını aldatmayı beceremezdi,kimseye kini yoktu,hiç kimsenin yalan söyleyebilecegini,kendini aldatabileceğini hatırından geçirmezdi,bütün hayatında, o kadın samur kedisine bile bir fiskecik vurmadı, göz göre göre bir karınca bile ezmedi,geniş ve derin merhametinden insanları değil, ehemmiyetsiz hayvanları ve küçük böcekleri bile mahrum etmedi."