Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir ?
Uzun süre kaybolmuş, sonra bulunmuş küçücük bir çocuğun hislerinden bahsediyorum. Bu bir eve varma hissiydi; temiz ve dinlenmiş olma, güvenli ama özgür olma, asla bir yere kaçmayan bir sevgi, mayış güneşi gibi ısıtan ama fırın ya da kuş tüyü yatak gibi yakmayan bir sevgi; insanı rahatsız etmeyen, canından bezdirmeyen bir sevgi.
Bizim Tanrı adını verdiğimiz şey Her Yere Yayılan Bir Kuvvet, bilirsin işte, insanın içinde yaşayan bir ruh, içimizde mukim ve daha çok istediğimiz bir şey.
Onlara, imanımız icabı bedenin dirileceğine inandığımızı anlattık; onlar da yıllar yılı çürüyen bedeni diriltebilen tanrımızın küllerden de diriltip diriltemeyeceğini sordular. İnsanların sevdiklerini yakma fikrini de itici bulduğunu söylediğimizdeyse, çürümeleri fikrinin de bir o kadar itici olup olmadığını sordular. Bu kadınlar rahatsız edici derecede mantıklıydı.