bünyamin

bünyamin
@celladimagulumserken_
Nasıl ölçülür ki..
Bir büyülü akıntının içinde mutlu kalır çocuk. Azar işitse de, düşüp dizini kanatsa da biraz sonra unutur bunları. Çocuk kalbinin çırpıntısı, bir kağıtlı şekerin, bir yeni iskarpinin, bir boyalı kalemin sevinci nasıl ölçülür ki.
Sayfa 145
Edebiyat
Reklam
"Bizim memlekette her şey liderle ilgilidir. Lider her şeydir. Parti içi demokrasi falan derler ya kulak asma. Hatta şu demokrasi lafına hiç kulak asma. Ne idüğü belirsiz kaypak bir kavramdır yani. Ağızlarda sakız olmuş o kadar." (...) "Lideri sana anlatayım Şemsettin. Lider nedir? Bir kere hastalıklı bir şekilde misyon sahibi olduğuna inanır. İkincisi, herhangi bir meselede karşısındakinin haklı olabileceğine inanmaz. Bunu aklının köşesinden geçirmez. Hak vermiş gibi davranır, ama kendi bildiğini işler. O her zaman haklıdır, her zaman doğrudur. "Doğru" onun söylediği şeydir. Bunun sübjektif şey olduğunu yer yarılsa kabul etmez. Kabul edecek olsa kalesi de, kuleleri de, hakimiyet tepesi de yıkılır. Bu bakış, bu inanç, bu yaklaşım "vicdan"ı yok eder. Liderde vicdan "ayakbağı" sayılır. Lider kendi tayin ettiği “mutlak doğru"lar istikametinde ilerler. Çelişkiye düştüğü her noktada tevil yapabilir. Peki, bu nasıl bir adam, diyeceksin. Bunun içinde çınlayan bir ses yok mu? "Zalimsin, alçaksın, vicdansızsın, sevgisizsin, bilgisizsin. yanlıştasın" diyen bir ses. Belki vardır. Bilemem. Ama bunu katiyyen açık etmez. Bu tür düşünce ve duygularını bastırır, hapseder. Böylece yüzüne aşınmaz ve aşılmaz bir maske geçirmiş olur. Maskeli adamın hiçbir vakit gerçek bir dostu olamaz. Olsa bile o buna imkân vermez. Kendine yaklaşanı hep belli bir mesafede tutar. Etrafına âdeta bir duvar örer. Bu duvarın içinde, bu mahbeste öylesine bir riyazete girer ki, artık onunla bütünleşir. Ailesine, çocuklarına, herkese karşı bile oradan seslenir. Çünkü lider için gerçek bir paylaşım, bir yerde "zaaf" demektir. Mutlak iktidarın delinmesi demektir. Tehlike demektir. Çünkü siyaset meydanında acımaya rastlanılmaz. En yakın dostu insanı ardından vurabilir. Açtığı sırları, gösterdiği zaafı icabında
Sayfa 132
İnsan ve Hayat
-Gü-le... Gü-le... Yeis Bey, Yeis Bey. "R" lerim telaffuz edemiyor. Ve bu "yeis" lafı her sabah Şemsettin Bilen'in içine lök gibi oturuyor. "Çocuk doğru söylüyor efendi. İçimde çözülmeyen düğüm var tabii. Nedir bu? Evden mi, eşten mi, çocuktan mı, işten mi, dünyadan mı, yaştan mı yarım kalmış bir bina, sızlayan bir yara. Nedir bu? Yeis...Yeis..."
Sayfa 24
Edebiyat