Tufandan Önce

Mustafa Kutlu
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 54 dk.
Sayfa Sayısı:
208
Basım Tarihi:
2006
Yayınevi:
Dergah Yayınları
ISBN:
9789757737513
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Tufandan Önce // Mustafa Kutlu
8/10
·212 syf.··
2022 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2022 20:49
Tufandan Önce kitabını okurken kendimi, uzun zamandır üzerime çöken ama adını koyamadığım bir ağırlığın tam merkezinde buldum. Sanki hayat, bir süredir beni bir şeylere hazırlıyormuş da ben farkında değilmişim… İşte Tufandan Önce tam olarak bu hissi hatırlattı bana: Fırtınanın habercisi olan o ince sızı. Mustafa Kutlu’nun hikâyesindeki insanlar, aslında biziz… Her birinin içinde sakladığı kırgınlıklar, umursanmadığını düşündüğü anlar, kendine bile itiraf edemediği yorgunluklar var. Onları okurken, bir yerde kendi gölgemi gördüm; çok tanıdık bir hüzün gibi. Kalabalıkların ortasında savrulan, modernliğin gösterişi arasında içi giderek boşalan insanlar… Her şey çok hızlı, çok parlak, çok gürültülü ama bir o kadar da yavan. Hikâyedeki o sessiz bekleyiş, bana “İçindeki fırtına çoktan kopmuş aslında, sen sadece duymamışsın,” der gibi oldu. Mustafa Kutlu, bazen tek cümleyle kalbimi acıtan bir gerçekliği yüzüme çarptı: İnsan en büyük tufanı kendi içinde yaşar. Dışarıdan kimsenin anlamadığı, hatta fark etmediği o sarsıntıyı… Kitaptaki karakterler, bir şeyin eksildiğini hissediyor ama adını koyamıyor. İşte o anlarda ben de durup düşündüm: Ben neyi kaybettim? Nerede yoruldum? Hangi kapıyı kapatıp arkasına geçmeden yoluma devam ettim? Sayfalar ilerledikçe içimde bir şeyler çözülmeye başladı. Hikâye, sanki bana “Her şey yıkılmadan önce insanın kalbinde küçük bir deprem olur,” diyordu. Ben de o sarsıntıyı kendi içimde hissettim. Ve anladım ki “ Tufandan Önce” dediğimiz dönem; dünyanın değil, insanın içine çöken o ağır sessizlikmiş. Bir bakış, bir anı, bir yalnızlık aniden büyüyüp seni kendi gerçeğinle yüzleştirirmiş. Kitap bittiğinde elimde incecik bir hüzün kaldı ama bir yandan da garip bir ferahlık… Sanki içimdeki o karanlık bulutlar biraz hafiflemişti. Mustafa Kutlu ’nun hikâyesi, bana dışarıdaki hayatı
Öykü
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,690 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2025 65. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 21:50
Uzun zamandır Mustafa Kutlu'nun bir eserinden böyle keyif almamıştım. Dolu dolu. Günümüz konularına, insan karakterlerine böyle kaliteli değinilmesi çok yerinde üstelik. Basit bir üslup, içi dolu hikayeler. Burda Bakan beyin açılışına geleceği bir tesisin hazırlık aşamasında geçen karakterlerin hikayesi konu ediliyor. Kasabayı, çevresini, insanlarını kısacık ve akılda soru bırakmayacak şekilde tanıtıyor. Orda vakit geçirmişte herkese aşinaymışım gibi hissettim. Okurken hiç yabancısı değildim oranın. İdiris'in hırsı yordu; kaymakam Çetin'in tercih ettiği yalnızlığı fazlasıyla üzdü; Reis Şemsettin'in içindeki bütün iyilik ve fedakarlığıyla kendisine, ailesine yetememesine kırıldım. Evet kırıldım. En uygun kelime bu olurdu. Böyleleri hep en incinen olur. En yorulan en didinen ve hep yetemeyen, huzuru bulamayan... Herkesin hırsının peşinde koştuğu, ilerlemek için çelme takması gereken dünyanın da fragmanını görmüş olduk burda da. Küçük bir kasaba, sayılı insanlar ama geri kalan bütün dünyanın minyatürü hükmünde.. İnsanın gözünü ancak toprak doyurur demiş Peygamber efendimiz (s.a.v) Bazen gözü de gönlü de tok olmaya yakın insanlara rast gelinirde dünya bir anlık yaşanılır bir yer hükmünde belirir. Benim için Şemsettin böyleydi. Çetin de bir nebze öyle sayılabilir. Hayatın içinden parlayan böyle ruhlar için şükürler olsun. Ve geri kalanları içinde Allah cümlemizin yardımcısı olsun. Tavsiye olunur elbet.
Edebiyat
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,690 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2019 18. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2019 22:04
Felsefe ve düşünce tarzındaki kitaplara yoğunlaştığım bu dönemde zihnimi biraz berraklaştırıp tabiri caizse biraz havandıracak bir kitap arıyorken, elime bu geçti. Yazarın yazım tarzını ve üslubunu bildiğim için okumakta hiç tereddüt etmedim. Sayfa sayısı az ve yaprak kenarlarının boşluklu olması okumaya iten ikinci bir sebep olmadı değil hani :))) Gözlerini kapatın ve hayal edin, ya da etmeyin ya zaten yaz ayındayiz ve hepimiz şuan için bu durumun içindeyiz. Sıcak ve boğucu yaz gecesinde serinlemek ve biraz kendine gelmek için balkonda oturup ince belli bardağında enfes tavşan kanı çayınızı-sıcaklarken bile çayla serinlemeye çalışmak sanırım sadece bize övgü bir davranış- yudumladığınız ve rüzgarın saçınızı ve yüzünüzü ılık esintisiyle okşadığı, içinizde hafiften bir mutluluk esintisi bıraktığı zamanları düşünün, hah işte bu kitapta öyle bir his bırakıyor insanda. İçimizden olan birilerinin hikayeleri, belki de biziz o kişiler belli mi olur :)
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,690 okunma
Sitem içerebilir!
5/10
·208 syf.··
2022 44. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2022 00:19
Öncelikle İncelemeye KUTLU’dan başlamak istiyorum. Yazar, Erzincan doğumludur. Türk hikayeciliğinde yarım asırdır önemli bir yer tutmuş, önde gelen isimlerdendir. Hikayelerinde daha çok köy, kasaba insanını, bireysel ve toplumsal sorunları, bireyin iç dünyasını, geleneksellikten uzaklaşıp modaya olan yönelimlere sitemlerini, kendine has yerli üslubuyla işlemiş, seçtiği mekanlarda ise İstanbul ve Anadolu’yu ön planda tutmuştur. İnsanların geçmişiyle, tarihiyle, kültürüyle, gelenekleriyle olan bağlarını koparmalarını istememiş dolayısıyla eserlerinde geçmiş ile bir bağ kurmaya oldukça önem vermiştir. Kitaba gelecek olursak; Küçük bir kasabada kurulacak bir tesis üzerine dönen siyasetin kirli yüzünü anlatmış yazar. Konudan ziyade başkahramandan bahsetmeyi arzu ederim. Hikayenin başkahramanı Şemsettin Bilen; evli ve beş kız çocuğu var. Kasabanın belediye başkanıdır. İdealist, ileri görüşlü, iyi kalpli, samimi, işini layıkıyla yerine getiren Bilen, devlete hizmet etmeyi boyun borcu bilmiş, bundan mütevellit işini; evinin, aşının, aşkının, çocuklarının önünde tutmuştur. Bunun farkındadır, hatta bu durumdan kendisi dahi rahatsız olmaktadır. Karısı Şadiye ile yaşadığı çatışmalar onu üzse de, içindeki o meclise geçme arzusu onu hep ikilemde bırakır. İşte tam bu sırada da halk devreye girer. Sevenleri tarafından sürekli pohpohlanır ve buna binaen tercihini siyasetten yana kullanır. Kitapta odaklandığım tek şey başkahraman oldu. Yazarın büründürdüğü bu şahsiyet beni oldukça düşündürdü diyebilirim. Şemsettin Bilen’de Yeri geldi kendimi gördüm, yeri geldi sevdiklerimi ve bazen de sitem ettiklerimi… Aslında hepimiz hayatımızın bir bölümünde Bilen’in düştüğü duruma düşeriz; ikilemde kalmak. Vazgeçmek istediğimiz şeyler bazen en çok da arzu ettiğimiz şeyler olur. Bu durumda ise
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,690 okunma
Taşra,Merkez ve Siyaset
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 11:01
Üstadın 12. Kitabı da bitti. Karar verdiğim gibi ilerliyorum. Hedef tüm kitaplarını bu yaz bitirmekti. Taşra, merkez ve siyaset kavramlarını bir hikaye kazanında kaynatıp enfes bir hikaye sunuyor üstat. Gerçekler ironiler üzerinden nefis anlatılmış. Bu kitabını yıllar önce okumuştum. Ama madem tüm kitaplarını okumaya niyet ettim bir daha okumak istedim. İyi ki de okudum. Mustafa kutlu bir değerdir. Kitapları değerlidir.
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,690 okunma
Belki her şey bitti derken yeniden başlar
8/10
·208 syf.·
2020 53. kitabı
Yine güzel bir hikaye. Kutlu'nun akıcı dili satırları birbirinden farklı hayat hikayelerinden oluşan çiçek demeti. Bu kitabında en çok merak ettiğim hikaye kahramanlarından biri için sonunda mutlu son var. Orasida okuyacaklara spoiler vermemek adına. Okumanızı tavsiye ederim.
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,690 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2023 67. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2023 16:11
Tavsiye edildiği ve hatta tekrar tekrar okunacak kitaplar listesinde gördüğüm için aldım bu kitabı ama daha öncesinden çok fazla Mustafa kutlu okumuş birisi olarak hikayeyi sevdim yazdıklarını sevdim bence hepsi bu kadar. Tekrar okunacak bir tarafı olduğunu düşünmedim. Güzel hikaye ve Mustafa kutlunun en sevdiğim tarafı da hikayedeki herkesin öncesinin sonrasının ve hatta 2-3 nesil öncesine kadar anlatılması. Bazı kitaplarda merak ettiğim yerler soru işareti olarak kalınca üzülüyorum. Tam Türk edebiyatı tarzı olduğunu düşünüyorum. Dostoyevski’nin bir kitabında İnsancıklar merak ettiğim kitaba dahil olan 3-5 karakterin ne olduğu neden dahil olduğundan ve sonrasından asla bahsetmemişti. Ve benim genetik mirasımız olduğuna inandığım bu “merak” duygum giderilmemişti. Az önce Mustafa kutlu ile Dostoyevskiyi kıyasladım. Bununla da kalmayıp Mustafa kutluyu seçtim :) Bu inceleme de tarihe not olarak düşsün. İyi okumalar.
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,690 okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 32. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2021 22:54
🕊 Ne zaman kitap okumaktan sıkıldığımı ve bunaldığımı düşünsem, elim hemen bir Mustafa Kutlu kitabına gider. Çünkü, Mustafa Kutlu okumak benim kafamı dağıtmama ve başka dünyalara yelken açmama iyi geliyor. Aslında Mustafa Kutlu demek Anadolu hikayeleri demek. Öyle içten, öyle sıcak ve bizden bir şekilde anlatıyor ki hikayelerini, okumaya başladığınızda hemen sahipleni veriyorsunuz. Bu hikayesinde, küçük bir kasabada kurulacak olan bir tesisi ve bu tesisin üzerinde dönen siyaseti, siyasetin oyunlarını, kirli, pis ve samimiyetsiz yüzünü, makam mevki üzerindeki yarışları ne de güzel dile getirmiş sevgili Kutlu. Tufandan öncesinde ve tufandan sonrasında yaşananları dile getirmiş. Yormadan sıkılmadan bir çırpıda okuyup bitiri veriyorsunuz. Ve ne kadar zaman geçerse geçsin siyasette ki oyunların, kirli, pis ve samimiyetsiz tarafının değişmeyeceğini çok rahat şekilde görebilirsiniz. Hikaye okumayı seviyorsanız kesinlikle ve hiç düşünmeden Mustafa Kutlu okuyabilirsiniz. Onun o sıcak hikayelerini, sade dilini ve üslubunu çok seveceksiniz.
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,690 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2020 11. kitabı
Klasik bir Mustafa Kutlu hikayesiydi aslında . O kendine has üslubu, belirli ayrıntı vermeyen sonu, Türkiye'nin herhangi bir yerinde geçmiş olabilecek kadar belirsiz yer betimlemeleri... Bir kasabada biraz dışarı çıkıp esnafla konuşmuş hissiyatı veriyor.
1000Kitap
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,690 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
Mustafa Kutlu okuyanlar bilir, kalemi öyle akıcı öyle bizdendir ki kitabın ne ara başlayıp bittiğini anlamazsınız bile; bilmeyenlere de şiddetle tavsiye edilir tabii ki. Hızla okunan ancak çok şey barındıran bir kitap. Siyasetin, bürokrasinin hemen her aşamasından bir karakterimiz var ve okudukça bu karakterler hiç de yabancı gelmiyor. Dönem olarak 2003 civarında yazılsa da her dönemde aynı durumlar gerçekliğini koruyor. Samimiyetsiz, çıkarını gözeten birileri ve perdelenen tiyatroyu izleyen halk. Yine de samimi birileri de yok değil elbet. Okudukça keşfediyoruz. Belediye başkanı Şemsettin Bilen’in bölümünden bir alıntı “Buldu buluşturdu,herkesi memnun etti. Bir kendi evi hariç.”
Edebiyat
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,690 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Mustafa KutluYazar · 53 kitap
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947’de Erzincan’un Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Babası Nurettin Bey, annesi Sulhiye Hanım’dır. Beş kardeştirler. Üç ablası ve bir de kız kardeşi vardır. Mustafa Kutlu ‘nun ailesi ilmiye sınıfındandır. Babası Nurettin Bey rüştiye tahsillidir. Nahiye Müdürlüğü yapar. Anadolu’nun pek çok yerinde bu görevi yürütmüştür. Dedeleri de çeşitli memuriyetlerden gelmedir. Soylarına Hacıyakupoğulları denir. Ailenin bilinen bütün kökleri Erzincan’dadır. Babasının görevi sebebiyle bir yerde bir iki sene kalıp başka bir yere nakilleri gerçekleşir. Babası 1953 yılında emekli olduktan sonra Erzincan’a döner, kahvelerde arzuhalcilik yapar. Babasını 1959 yılında 12 yaşındayken kaybeder. Babası ile pek fazla içli dışlı olamaz. Nurettin Bey tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Eski harfleri çok iyi yazar. Kutlu’nun kendisi gibi Nurettin Bey de babasını 12 yaşında kaybeder. Babanne ikisi erkek, ikisi kız olan çocuklarını kendi başına yetiştirmek zorunda kalır. Mustafa Kutlu ‘nun Annesi Sulhiye Hanım ve babannesi de tam bir Osmanlı Hanımefendisidirler. Eşlerinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. Sulhiye Hanım’ın isminin kaynağı 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. “Sulh” olduğu için ismini Sulhiye koymuşlardır. Çocukluğunda yazları annesinin köyüne gider. Eskiden şehir ve taşra hayatı birbirinden bugünkü kadar kopuk değildir. Erzincan’da mahallelerinin hemen yakınında bir köy uzun yıllar; ahırıyla, mereğiyle, davarı, nahırıyla varlığını korur. Babasının tayin edildiği bir nahiyede ev bulamadıkları için istasyon yakınlarında bir binada kalırlar. Burası Kemah Beylerinden Sağıroğulları’nın Cebesoy İstasyonu’na yaptırdıkları bir dinlenme evidir. Kısa bir süre de karakol binasında kalmışlardır. Bu günlerin hatıralarını Kupa Maçı [Gİ] ve 5492 [AKY] isimli hikâyelerinde kullanır. Burada dumanlı trenler, istasyonlar, demiryolu çalışanları, ıssız tabiat ve hayvanlarla içli dışlı olur. Beş altı yaşlarındayken okula giden ablalarının kitaplarından okuma yazmayı öğrenir. Bu kitaplardaki şiirleri ezberler. Okula gitmeden önce ikinci üçüncü sınıf talebesi kadar bir birikime sahip olur. Babasının ölümü ile birlikte (orta ikinci sınıftadır) zor günler başlar. Annesine yardımcı olmak için birçok iş yapar. Sebze halinde arabadan karpuz indirir, kahvede garsonluk, çadırlarda puantörlük yapar. Yine bu yıllarda uğraştığı iki iş vardır. Biri resim yapmak diğeri futbol oynamak. Mahalli ligde futbol oynar. Mustafa Kutlu – Tahsili Mustafa Kutlu, İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Erzincan’da okur. Ortaokula kadar oturdukları ev deprem sonrası yapılan prefabrik evlerdendir. Buraya elektrik gelmediğinden orta ikiye kadar petrol lambası kullanmışlardır. İlkokuldan itibaren edindiği okuma alışkanlığı, ortaokul sıralarında edebî zevke dönüşür. Edebiyat okumayı düşünür; fakat edebiyatçı olmak gibi bir tasarısı yoktur. Lisede fen kolundan mezun olur. Fen koluna giriş sebebini şöyle açıklar: “Sıra arkadaşımla mahalli bir amatör kümede, aynı takımda top koşturuyoruz. Çocuk kütüphane müdürünün oğlu ve dersleri çok iyi. Ben haytayım, derslerim o kadar iyi değil. O arkadaşım babasının yönlendirmesiyle fen bölümüne giriyor. Fen, yani zor bölüm, ki üniversitede tıp kazansın, teknik üniversiteye falan gitsin. Ben de diyorum ki, “ulan orayı yapamayız oğlum, biz top oynuyoruz, edebiyata gidelim, edebiyat kolay.” O fen koluna gidince ben de onun peşi sıra fen bölümüne gittim. Yani arkadaş kurbanı oldum.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu on üç dersten bitirme imtihanına girerler. Yazılıyı vermeyeni sözlüye almamaktadırlar. Birçok öğrencinin tek dersten kalıp liseyi bıraktığı bir dönemde mezun olabilen iki öğrenciden biridir. (1963) Mustafa Kutlu , Liseyi bitirdikten sonra resme olan hevesi yüzünden Güzel Sanatlar Akademisi imtihanına girmek ister. O güne kadar Erzincan sınırlarına çıkmamış bir taşra çocuğunu Güzel Sanatların “frapan havası” iter. Böylece on yıl uğraştığı resim defterini kapatır. Buraya girmeyişinin bir başka sebebi de taştada bir kılavuzu olmayan, belli bir eğitimden geçmemiş, kendi kendini yetiştiren bir ressam adayının pek bir yere varamayacağını hesap etmesidir. Mustafa Kutlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesine 1964’te kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır. Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Mustafa Kutlu iki arkadaşı ile birlikte Erzurum Halkevi salonunda yağlıboya resimlerinden oluşan bir sergi açar. Burada 30-40 kadar resmi sergilenir. Üniversite üçüncü sınıfa kadar aklında yazı yazmak düşüncesi yoktur. Mustafa Kutlu bir gün Orhan Okay Hoca’nın odasında Hareket Dergisi’nin sahibi Ezel Erverdi ile karşılaşır. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası olur. Çünkü Ezel Erverdi desensiz mesensiz diye eleştirdiği Kutlu’dan desen göndermesini ister. Gönderdiği ilk desenler Hareket’in 28. sayısının kapağını süsler. Sonra bu dergide hikâyeleri de yayımlanmaya başlar. İlk hikâyesi 29 Mayıs 1968’de yayımlanan “O…”dur, hikâye ile birlikte biri kapakta olmak üzere 6-7 deseni çıkar. Üniversitenin son sınıfında Orhan Okay Hoca ile “Sait Faik’in hikâyelerinin resim ve perspektif açıdan incelenmesi” konulu tezini hazırlar. 1968’de okulu bitirir. Mustafa Kutlu – Memuriyeti 1969’da Erzincan’da görücü usulü ile, hayatımın en güzel tevafuku dediği eşi Sevgi Hanım ile evlenir. (Bu evlilikten bir erkek bir kız çocukları olmuştur. ) Evliliği ile birlikte öğretmenliğe başlar. İlk tayini Tunceli’ye çıkar. Dört yıl Tunceli Lisesi’nde çalışır. 1972 yılında İstanbul’a tayin edilir. Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde iki yıl öğretmenlik yapar. 1974 yılında çok sevdiği mesleğinden istifa ederek ayrılır. Hareket Yayınları’nı genişletmek isterler. İstifa gerekçesini şöyle açıklar: “Öğretmenliği çok seviyordum; fakat yine de dergiye ağırlık vermemiz gerektiği için istifa ettim.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu – Yayın Hayatı Mustafa Kutlu, 1968 yılında İstanbul’da çıkan Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi’nde yayımladığı hikâyelerle yayın dünyasına girdi. Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler gibi dergilerde yazdı. “Üniversite yıllarında yazmaya başladım. İlk yazdığım “O” hikâyesinden itibaren bütün yazdıklarımı yayımladım. Bu işi şuurla yürüttüm. Bizim neslin bu sahada ağabey, hoca, arkadaş kabilinden mürebbisi yok sayılır. Kendimi yetiştirdim. Bu açıdan ilk hikâyelerimin yayınlanması, hatta kitap haline gelmesi hem bir şans, hem bir talihsizliktir. Okuyucunun karşısına olgun örneklerle çıkamadım, ancak zamanla kendi hikâyeme doğru yürümeye başladım. İlk iki kitabım hazırlık dönemidir.” (Yaşar Kaplan, “Mustafa Kutlu’yla Bir Söyleşi”, Aylık Dergi, Sayı 63-64-65, 1984, s:44) Hikâyeleri, desenleri ve diğer yazıları Hareket dergisinde yayımlandı. Adımlar dergisinde şiirleri de vardır. Hikâyelerini bu dönemde kitaplaştırmaya başladı. İlk hikâye kitabı “Ortadaki Adam” (1970) Hareket Yayınları tarafından basıldı. Bunu “Gönül İşi” (1974) takip eder. Bu arada iki inceleme yayımlar. Bunlar Sabahattin Ali ve Sait Faik üzerinedir. Bunların yayımlanması ona göre hem bir şans hem de bir şanssızlıktır. “Talebelik sırasında yapmış olduğum iki çalışma hemen yayımlanma şansı buldu. Bunlar erken yayının bütün acemiliklerini taşıyan kitaplardı; ama benim için büyük bir şanstı.” (Adnan Tekşen, “Mustafa Kutlu ile Mülakat”, Zaman, 16 Temmuz 1987, s. 9. Mustafa Kutlu , Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin (8 cilt 1976-1998) 2. ciltten itibaren yayın yönetimini üstlenir ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazar. 1974-75’ten itibaren 20 yılını verdiği bu ansiklopediyi 1973’te aldığı Smith Corona marka daktilosundan yazarak çıkarır. Ansiklopedi için şimdi profesör olan D. Mehmet Doğan ile çalışır. Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi 1982’de kapanınca kendi tabiri ile sudan çıkmış balığa dönerler; çünkü dergi ile yaşamaya alışmışlardır. Mustafa Kutlu, 1980’lerin ortasından sonra sinemaya yönelir ve senaryolar yazmaya başlar. “TRT’de dramatik belgeseller yazdım: Divan-ı Lügati’t Türk’ün bulunuşu ile ilgili ‘Bir Kitabın Hikâyesi’; ‘Müzedeki Şiir’, Divan Edebiyatı Müzesi ile bağlantılı bir belgeseldi. Selim ileri ile beraber Pazartesi Hikâyeleri’ni hazırladık; birçoğu çekildi. Halit Refiğ’in yönettiği ‘Kurtar Beni’ ile Osman Sınav’ın çektiği ‘Kapıları Açmak’ görünür hale geldi; çünkü her ikisi de ödül aldı. TGRT’de yayınlanan Ufukta Bir Ağaç’ı yazmıştım…” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe’sini senaryolaştırır. Diyanet İşleri’nin çocuk filmleri yapması ve bu filmlerin TRT’de gösterilmesi için Turgut Özal’ın girişimi ile bir proje hazırlar. Yusufçuk diye 8 bölümlük bir dizi yazar. “İnsanlar Yaşadıkça” isimli dizisi TRT engeline takılır. Son yazdığı senaryolardan birini TRT’ye teklif etmiş, ismi Mavi Kuş olan bu senaryo şu anda sinema filmi olarak düşünülmektedir.” Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak isimli senaryosunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ikincilik derecesi vardır. Mustafa Kutlu, dergiciliğe uzun bir ara verdikten sonra Dergâh (1990) ile bir dönüş yapar. İlk sayısı Mart ayında yayımlanır. Dergi edebiyat-sanat dergisidir. Dergâh’ın çıkışını Sultan Ahmet’teki Derviş çay bahçesinde İsmail Kara, Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi kararlaştırır. Mustafa Kutlu derginin yanı sıra Kutlu, hâlen Dergâh Yayınevi’nin yönetimini de sürdürmektedir. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımlanır. Bu yazılar daha sonra Şehir Mektupları (1995) adı altında kitaplaşır. Halen Yeni Şafak’ta kültür-edebiyat yazıları yazmaya devam eden Kutlu, aynı gazetede spor yazıları yazmaktadır. 2012 yılında Osman Sınav’ın yönetmenliğinde ve Kenan İmirzalıoğlu’nun başrollüğünde “Uzun Hikâye” isimli eseri beyaz perdeye aktarılmıştır.