Hayattan çok az şey istedim ama o, o kadarını bile esirgedi benden. Azıcık güneş...canımı fazla yakmayacak bir yaşama bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne el alem bana muhtaç olsun. Bu kadarı bile esirgendi benden, hani yüreğimizin katılığından değil de, paltomuzun düğmelerini açmaya üşendiğimiz için dilenciyi başımızdan savarız ya işte o şekilde.
Hiçbir şey ciddiye almaksızın, duygularımız dışında hiçbir şeyin gerçekliğinden Emin olamayacağımızı aklımızdan çıkarmaksızın, bilinmeyen uçsuz bucaksız Topraklar gibi yokladık duyguları, içlerinde bir sığınak aradık.
Yaşamayı bilmeden yaşayan bizlere (benim Ender benzerlerime ve bana) her şeyi reddetmekten başka hayat tarzı dünyayı seyretmekten başka Yazgı kalıyor muydu?
Ben de bazı insanlar gibi kalabalıkların sınırında yani halk arasında Çöküş diye tabir edilen o her şeye uzak noktada kaldım. Çöküş, bilinçaltının tamamen yitirilmesi demektir Çünkü bilinçaltı yaşamın temelidir kalp düşünebilseydi atmaktan vazgeçerdi.