Aslında kelimeler basitti. Onları karıştıran insan ihtirasıydı. İhtiras kelimesini düşündü.... Hayır düşünmedi:Hayvanat bahçesine ilk defa götürülmüş bir çocuk gibi baktı bu vahşi kelimeye.ihtiras basitlik ve bayağılıktı...... Oysa ihtiras insanın başkalarında koltuğunda otururken bile hissettiği üşütücü bir hastalıktı hafifçe ürperdiğini hissetti.
Kendisini koruması gerekiyordu. Hayatta güçlüklerle karşılaşıyordu. Okulda acele ile söylenen yanlış sözler alaylara yol açıyordu. Durgun, tutuk ve suskun insanlar, bir yerde rahat bırakılıyordu. Onlarla uğraşmaya değmez deniliyordu. ( küçümseyici bakışlarla)
Sevgi sizlere kızıyordu; kötü bir durumda teslim almıştı beni. Üzerimde çok uğraşmak gerekiyordu. Bana her gün tıraş olmayı öğretmek gerekiyordu. Beni her gün gömlek değiştirmeye alıştırmak gerekiyordu. Bana kötü bakmıştınız. Okurken sayfalarımı buruşturmuştunuz. Bu çocuğun aslında neye ihtiyacı var diye düşünmemiştiniz. Bu çocuğun aslında sevgiye ihtiyacı vardı. Uzakta bekliyordunuz. İşte sevgi dedim içimden.
Biliyorum, kendi derdimle çok ilgilendiğimi söyleyeceksiniz. Daha önce de söylediler. Elimi kolumu, insanların en alıngan taraflarına çarpıyormuşum; bana çarpılınca da bağırıyormuşum.