"Geçmişin küllerini eşelemekten ne zaman vazgeçe-ceksin? Vazgeç artık, nafile, o küller arasında bir kıvılcım ateş bulamayacaksın. Belki bir zamanlar, bütün resmi tarihi tutuşturacak kadar büyük birer ateştiler. Yana yana kor közlere döndüler ve en so-nunda söndüler. Şimdi ise, geriye kalan külleri de rüzgârların önünde savrulup dağılıyor.
Işığı, boşuna batıda arama, güneş doğudadır. Sığın-dığın tapınaklar çoktan yerle bir edildi. Kalelerin yıkıldı. Yıkıntılar üzerinde gelecek kurulmaz. Geleceğini, geçmişinin köklerinde ara.
Işığın kaynağını, köklerinin beslendiği kaynakta ara, suyunu içtiğin pınara eğil ve onun tanıklığını gör, ama suya tükürme."
“Düşündüğün gibi iyi biri değilim. Masumiyetimi nerede ve ne zaman yitirdim artık hatırlamıyorum. İçimdeki çocuk susalı yıllar oldu. Ağlamayı çoktan unuttum. Gülmek uzun zamandır yüzüme uğramıyor." diye sürdürdün.
“Hangimiz masumuz ki” dedim.
“Kirlendim.” dedin.
“Herkes kadar.” dedim.
“Bu şehir kadar kirliyim, sokaklarında gizlidir günahlarım.” dedin.
“Arınabilirsin, her zaman için bir şans vardır. Senin şansın sevgimdir. Geri dönebilirsin, yeniden başlamak mümkün. Masumiyet ırmağımda temizlenebilirsin.” dedim.
“Bir çöplüğü andıran yüreğimde hiç umudum kalmadı, açıkçası çoktan yenilgiyi kabul ettim. Teslim oldum, esiriyim hırslarımın.” dedin.
“Kalbimin temiz olduğuna inanıyorum, sen de inancını koruyorsan, cesaretimi bağışla, ikimize yeten yüreğimde seni bekleyen bir adam her zaman var. Unutma, insan insanın sığınağıdır, umududur. Sığınağını bırakma, tut umudun elerinden.” dedim.
"Düşlerinin peşinden git, kurduğun hayaller senin olsun, başkalarının hayatını yaşama, anı yakala ve yaşa. İliklerine kadar duy aşkı, hisset tutkuyu. İhaneti gör, vefasızlık etme. Yalanı bil ama söyleme.
Şimdi temiz olduğun kadar kirleneceksin, mümkündür. Hayat bu, çoğu zaman adil değildir. Sen pes etme yine de, sevgi adına bir farklılık yaratabilirim inancını koruduğun sürece düşmeyeceksin. Unutma, o farklılığı yaratığın gün kurtulacaksın.”
"Seçme şansım yoktu, yalnızca bir düşüm vardı okyanusla ilintili. Seni çölden uzak denize yakın bu düşün parçası yaptım. Bir kıyı keşfettik, henüz dokunulmamış. Sonra bir sahil; kumdan kaleler yaptık güneşli mavi göğün altında. Ilık bir rüzgâr esti, denizde kıpırtılar gördük. Peşinden küçük bir dalga, kalelerimizi aldı götürdü. Sahil bomboş şimdi, geriye kalan avuçlarımıza sinmiş bir kaç kum tanesi."