Devletin düzenleyicisi akıldır sanatın yaratıcısı ise duygu ve heyecanlarımızdır. Akıl ile duygu arasındaki çatışma, devlet ile sanat arasında da görülür. Aklın olduğu yerde düzen, duygunun olduğu yerde karmaşa vardır.
İlk sufiler hak ve halk (Allah ve alem) ayrımı yaparlarken, Gazali’den itibaren sufilerin evren anlayışı değişmiştir. Gazali‘den itibaren maddi ve manevi alem kavramları dini literatürümüze bir daha hiç çıkmamak üzere girmiştir.
Gelgelelim, insanların fiillerini Allah yaratmamaktadır. İnsan, Allah’ın verdiği istitaat/güç, imkan ve organlar ile eylemlerde bulunur. Buna yaratma yoktan var etme denemez. Belki “yapma, oluşturma, meydana getirme, etme” denir. Hataen yarattı denirse de bununla “icat etti, yaptı” manası kastedilir.
Said-i Nursi “Onlar gaybı bilirler, lakin söylemelerine izin yoktur” diyebilmektedir. Said-i Nursi’nin itikadına göre kendisini asırlar öncesinden Hz. Ali, Abdülkadir Geylani görmüş ve “Aferin İslam’ın yiğit evladı!” diye kendisine alkışlamış ayrıca o, ebced hesabını gaybi bir anahtar olarak görür.