Postmodern estetik teorileri, sanat alanını diğer toplumsal ilgi ve etkinliklerden modernist bir tutumla ayırmayı reddetmekte ve her türden kültürel etkinlik ve estetiğin bastırılmış politik boyutlarini yeniden ortaya çıkarmaya çalışmaktadır.
Ne var ki, resimselcilik akımı etkisine giren fotoğraf sanatı, “resmin kendi kendisiyle meşgul oluşunu en çok tehdit eden teatrallik alanı olarak işlev görmekle birlikte[…] kendisini toplumsal bir pratik olarak fotoğraftan ayırarak tanımlamaya çalışması ilginçtir.
Özetle, sanatçının yaratım sürecine girmiş hiçbir gerçeklik o süreçten gerçek olarak çıkmaz.
…
Neo-klasik eleştirmenlerin savundugu “doğanın gerçekliği” olgusu ile realistlerin savundugu “hayatın gerçekliği” olgusu sanat evreninde birbiriyle her zaman örtüşmemiştir.
Bu ayet, insan için ruhun mahiyetini kavramının imkansız olduğunu ifade etmektedir. Nitekim «Ruh’un mahiyeti» problemi, asırlardır insanlığın en çok düşündüren konulardan biri olmakla beraber, hala meseleye nihai bir çözüm getirilmemiştir ve öyle görülüyor ki bundan sonra da getirilemeyecektir.