Hz. Peygamber Mekke’den Medine’ye binbir zahmet ve meşakkat için içinde günlerce süren bir yolculuktan sonra varabilmişken, evliyanın çok daha uzak yerlerden çok kısa bir sürede Kabeye uçuvermesi, orada namaz kılması, tavaf yapması nasıl mümkün olabilir?
Ayetlerden ziyade rivayetlere öncelik veren Eş’ari kelamı topluma hakim olduktan ve evliya menkıbeleri iyice çığırından çıktıktan sonra kerameti iman itikat mevzusu yapılır. Kur’an ve hadisi yorumlamada akıl ve mantığı öne çıkaran Mutezile mucize ve kerameti çok sınırlı olarak kabul eden ehli kuran ve akıl taraftarları, kıssası vaizlere, menkıbecilere, Ehl-i Hadis’e yenilince itikatta kartlar yeniden karıldı.
Mi’rac hadislerinin İslam itikadı açısından en tehlikeli kısmı Peygamber’le Allah’ı buluşturması, bir beşeri Allahın makamına girdimesi, Allah’a zaman ve mekan isnat etmesidir.
“Bana verilen şey, sadece Allah’ın bana indirdiği vahiydir. (Buhari, Fedail’l-Kuran, Müslim, İman, 239) gibi onun Kur’an’dan başka hiçbir mucizesinin olmadığını ifade eden hadisler de vardır.
…
Peygamberimizin Kur’an ‘dan başka mucizesi yoktur. Bu nedenle peygambere dönüp tüm mucize hikayeleri birer uydurmadır .
Sonuç olarak Hz. Peygamber’in bir gece Mekke’den çıkıp 8 km uzaktaki Mescid-i Aksa adı verdikleri mescide gitmesi olayı mucizevi rivayetlerle süslenerek abartılı anlatımlara dönüştürüldü ve esasen birbirinden ayrı olan mirac olayı ile birleştirildi.