"Çallı İbrahim memleketin tanınmış, büyük ressamlarından biriydi. Basit, fakir ve mütevazı bir hayat yaşardı. Tam anlamıyla sanatçı bir adamdı ve ihtiyaç içindeydi.
Enver Paşa ona da bir resim ısmarlamıştı. Çallı, yaptığı resmi Harbiye Nezareti'ne götürür, Enver Paşa'nın odasında resmi açıp gösterir. Enver Paşa resimde bazı değişiklikler yapılmasını ister. Çallı, Paşa'ya şöyle bir bakar, sonra cebinden bir çakı çıkarır, resmi baştan aşağı parçalar, sonra Paşa'ya döner:
-Paşam, ben ressamım, resim yaparım, ilan değil, der ve çıkar.
...Bu yayımları yaparken iki eksiklik duydum. Fikir hayatında ilerleyebilmek için bir yabancı dil bilmek şarttı. İkincisi de, Batı'daki fikir ve sanat hareketlerini kaynaklarından izlemek gerekti."
"Gerçekten Türk dili artık anlaşılmaz bir hale gelmişti. Türk şair ve yazarları öyle bir dil kullanıyorlardı ki, halkın bunu anlamasına olanak yoktu. Yazar ve şairler sözlüğe bakarak Türk kelimeleri yerine Arap ve Acem kelimeleri kullanmayı adet edinmişlerdi. Dil ne kadar anlaşılmaz hale sokulursa kendilerince o kadar büyük bir iş yapılmış olurdu."