Yıldızlar karanlık içinde parladığı gibi fakirlik ve sefalet içinde de saflık ve yücelikle parlayan ruhlar yok mudur? Bir kalp, sevmek için mutlak servete ve aselete mi muhtaçtır? Bence en hakiki ikbal, ruhun gördüğünde iki güzel göz; en büyük servet, kalbin hissini gösteren gül rengi dudaklardan akseden tebessümdür. Güzellikten büyük asalet, temiz bir kalpten büyük servet mi olur?
Bir çocuğun bir çocuktan yardım isteyişini, diğerinin insan sevgisine açılmış olan o küçücük, o saf kalbiyle tek kurtuluş çaresi olarak söylediği, "Ben seni dolaba saklarım" yolundaki masum vaadini işitmek ne dokunaklı şeydir!