siyeti

siyeti
@centauri
outis Ben ışık beklerken karanlık geldi, Ruhum kırıldı, günlerim karardı.
muhteşem
Köy uzaklarda kalmış artık, kandillerin titrek ışıkları seçilmez olmuş. Toprak hızla kayıyormuş ayaklarının altında, hızla. Sonunda öyle hızlı kaymış ki, kendini ovada bulmuş hangi ovaysa... Orada sessizlik karanlık kadar koyuymuş. Oturup davul gibi gümbürdeyen yürek atışlarını dinlemiş bir süre. O sırada bir yıldız düşmüş, kim bilir nereye? Oturduğu yerden kalkmış Nuri, pamuk fısıltısı yumuşaklığında birkaç adım atmış gecenin kalbine doğru. O zaman anlamış bütün gerçeği; ne yürüyor muş, ne duruyor. Yürüyorum dediği, durmanın ta kendisiymiş. Düş gibi bir şey yani... Koşarsın koşarsın da varamazsın hani; içindeki umut, varamadığın kadar büyür. Sen bakarsın ışıltıyla İleriye uzanırsın (uzanmak istiyorsun yalnızca), uzandıkça da kolların uzar babam uzar... Gene de boşluğu avuçlarsın hep; düşünü düş yapan boşluğu...
Sayfa 63
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ama her şey yörüngesinden çıkmıştı artık; kimsenin ağzını açıp yeni bir yorum yapmasına fırsat kalmadan söylentilerin biri bitip biri başlıyordu. Geceleyin herkes uykuya dalmışken köye garip yaratıklar geliyordu sanki; avlu kapılarına, dut dallarına ya da horozların kuyruğuna bin bir söylenti bırakıp gidiyorlardı. Söylentiler tıpkı bir sülük gibi, gecenin karanlığında eme eme büyüyordu sabaha dek; daha inanılası, daha görülesi oluyordu. Köy uykusundan sıyrılıp gözlerini açtığında, kendisinden önce sokaklarda gezinmeye başlayan bu söylentilerle karşılaşıyordu. Onları kendi karanlığı ile beslememiş gibi şaşırıyordu tabii, inanmakla, inanılmayacak şey yoktur'un arasında öylece kalakalıyordu.
uzaklara bakıyordu, ruhu başka bir yerdeymiş gibi.
Bir gün herhalde ölecek, biz de öldüğünü yalnız kokudan anlayacağız.
Sanki o bir atmış gibi, sanki nal darbesi ona bir anda bir atın bütün beceriksizliğini , ürkekliğini aktarmış, atların bütün ahmaklıgını : hayvansılığını alnına gömmüş gibi onu kilitlemiştik. Kendi dört duvarı içinde onu kendi kendine bıraktık, sanki onu başka türlü öldürebilecek kadar soğukkanlı olmadığımızdan onu kilit ve sürgüler arkasında ölüme terk etmeye karar vermiştik.