İstanbul

Malazgirt'in 900'üncü yildönümü yurt kalkınmasında bir hamle yapmak için de mühim bir firsattı. Genelkur mayın, jeologların, Meteorolojinin, Devlet Su İşleri'nin ve ilgili bütün dairelerin reyleri alınarak Malazgirt savaşının yapıldığı ovanın kenarında «Alparslan» adıyla bir şehir kurmak, Plânlama Teşkilâtı'nın teklif edeceği fabrikaları dikmek, bir üretme çiftliği ile hara yapmak ve 24 Oğuz boyunu canlandırmak için Alparslan şehrinin çevresine 24 örnek köy kurarak Anadolu'ya köyler halinde dağılmış olan Oğuz boylarından seçme aileleri oraya yerleştirip fennî tarıma yöneltmek, pilot bölge denilen bir örnek kesim kurmak için birebir fırsattı. Düşünülmedi.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir millete geçmişini unutturmak onu yok etmenin ilk şartıdır.
Yoksa nahiyelerde lise, her şehirde yüksek okul açmakla Türkiye kalkınamaz. Kalkınmanın kuvveti önce yürekte doğar. Yürekteki kuvvet millî ülküye bağlılıkla sağlanır. Milli ülküye bağlılık için yurt ve tarih sevgisinin gönüllerde yaşaması lâzımdır. Milli futbol takımlarının listesini ezbere bilip de millî kahramanlardan haberi olmayan nesiller üniversitede, bugün görüldüğü gibi Türk bayrağını indirip yerine kırmızı bez parçasını asan şuur suz serseriler haline gelir. Türk milletinin kafası ve gönlü dini (!), milli (!), sos yal (!) safsatalarla doldurulursa o artık Türk milleti olmaktan çıkar ve bu yakınlarda sık sık tekrarlandığı gibi «Türkiye Milleti»> veya «Anadolu Milleti» haline gelir ki, geçmişle ilgisi kesilmiş, mukaddesatsız, tekniği ileri olsa da kültürü ve ahlâkı olmayan bir güney Amerika milletinden farkı kalmaz.
Bugün Türkler arasındaki kültür birliği ancak gönül birliği, tek millet olmak şuuru, biraz da dil birliği halinde yaşamaktadır. Fakat bu gidişle 50 yıl sonra diller ayrılacaktır. O zaman ne olacak? Onlar artık başka millet oldu diyerek miskin bir tevekkülle bu oldubittiyi kabul mü edeceğiz? Yoksa eski yurtları ve soyumuzun koparılmış parçalarını kurtarmak için, savaş da dâhil, her şeyi göze mi alacağız? Elbette göze alacağız. Şüphesiz zamanı kollamak, hesapları iyi yapmak şartı ile...
Millet bir hayvan sürüsü değildir. Millet millî bir hedef ister. Ancak o hedefi gördüğü zaman sürü olmaktan çıkıp insanlaşır, bencil olmaktan kurtulup fedakârlaşır.