İstanbul

Nikolay kendi kendine, "Evet, belki de yoksul bir kızı seviyorum," dedi, “Duygularımı, onurumu para için feda mı edeyim? Annemin bana bunu söyleyebilmesine şaşıyorum. Sonya yoksul olduğu için onu sevemez miyim, onun sadık, vefalı aşkına karşılık veremez miyim? Onunla kesinlikle, Julie gibi bir oyuncak bebekle olacağımdan daha mutlu olu rum. Duygularımı kontrol edemem," dedi kendi kendine, "Sonya'yı seviyorsam bu duygu benim için her şeyden üstün, her şeyden yücedir."
Reklam
Prenses Marya, "Bir yere gider dua ederim; alışmaya ve sevmeye zaman bulamadan daha uzaklara giderim. Ayaklarımda derman kalmayana kadar giderim, bir yerlerde uzanır ölürüm ve sonunda üzüntülerin, iç geçirmelerin olmadığı o ebedi ve sakin iskeleye yanaşırım," diye düşünüyordu.
"Önceden tattığımdan bambaşka bir duygu. Benim için bütün dünya iki eşit parçaya ayrılmış durumda: Bir parça o ve tüm mutluluklar, umutlar ve aydınlık, diğer parça onun olmadığı her şey ve tüm hüzünler, karanlık..."
Berg karısına bakıp bütün kadınların zayıf ve aptal olduklarını düşünürdü. Vera da sadece kocasını de ğerlendirip, bu değerlendirmeden genelleme yaparak bütün erkeklerin, hiçbir şeyden anlamamalarına rağmen sadece kendilerini akıllı sandıklarını, mağrur ve bencil olduklarını düşünürdü.
"Kendimi bu kadar güçlü ve genç hissederken özgürlüğümden faydalanmalıyım," diyordu, "Piyer mutlu olmak için mutlu olabilme ihtimaline inanmak gerek derken haklıydı ve ben artık buna inanıyorum. Bırakalım ölüleri ölü ler gömsün, hayattayken yaşamak ve mutlu olmak gerek."
Reklam