Yirmi yıl önce belli belirsiz, küçücük uzuvlarıyla içinde kımıldanan oğlunun, fazla şı martıyor diye kontla tartıştığı oğlunun, ilk önce "armut" sonra "kocakarı" demeyi öğrenen oğlunun, kendi oğlunun şimdi uzakta, yabancı bir toprakta, yabancı bir çevrede, cesur bir asker olarak, bir başına, hiçbir yardım ve rehber olmadan erkekçe işler yapması ona çok garip, olağanüstü ve keyifli geliyordu. Dünya çapında yüzyıllardır süregelen ve çocukların beşikten erkekliğe geçişinin farkına varılmadığını gösteren deneyim kontes için geçerli değildi. Oğlunun büyüyüp erkekliğe geçişinin her evresi, sanki milyonlarca, milyonlarca insan aynı şekilde büyümemiş gibi onun için olağanüstüydü.