İstanbul

Aklına artık İmparator Aleksandr'ın sevdiği ve saydığı bir imparator haline gelen küçük, beyaz elli, halinden memnun Bonaparte geliyordu. Durum buysa kollar, bacaklar neden kopmuş, insanlar neden ölmüştü? Aklına ödüllendirilen Lazarev, cezalandırılan ve affedilmeyen Denisov geliyordu.
Reklam
Kötü ne? İyi ne? Neyi sevmek, neden nefret etmek gerekiyor? Ne uğruna yaşanmalı ve ben neyim? Yaşam ne, ölüm ne? Hangi güç her şeye hükmediyor?" Bütün bu sorulara verilecek tek bir cevap vardı ve o da hiç mantıklı değildi: “Öleceksin ve her şey bitecek. Öleceksin ve her şeyin cevabını öğreneceksin, ya da soru sormayı bırakacaksın."
Saatlerdeki gibi ordu mekanizmasında da hareket bir kere başladı mı sonuna kadar gitmesinin önüne geçilemez ve mekanizmanın, hareket kendilerine ulaşana kadar kımıldamayan parçaları da sıraları gelinceye kadar harekete geçmezler. Çarklar dişlerini birbirine geçirdikçe ekseninde gıcırdar, hızla dönen makaralar vızıldar ama yanlarındaki çark hareketsizliğini yüzyıllarca koruyacakmış gibi sessiz ve hareketsiz kalır; ama o an gelir, bir manivela onu da yakalar ve çark harekete boyun eğip gıcırtıyla döner, sonucunu ve amacını bilmediği bir hareketin parçası olur.
Her general, her asker kendisinin bu insan denizi içinde bir damla olduğunun farkına varmış, kendi önemsizliğini hissediyordu ama aynı zamanda bu muazzam bütünün bir parçası olduğunun da farkına varmış, kendi gücünü hissediyordu.
Yirmi yıl önce belli belirsiz, küçücük uzuvlarıyla içinde kımıldanan oğlunun, fazla şı martıyor diye kontla tartıştığı oğlunun, ilk önce "armut" sonra "kocakarı" demeyi öğrenen oğlunun, kendi oğlunun şimdi uzakta, yabancı bir toprakta, yabancı bir çevrede, cesur bir asker olarak, bir başına, hiçbir yardım ve rehber olmadan erkekçe işler yapması ona çok garip, olağanüstü ve keyifli geliyordu. Dünya çapında yüzyıllardır süregelen ve çocukların beşikten erkekliğe geçişinin farkına varılmadığını gösteren deneyim kontes için geçerli değildi. Oğlunun büyüyüp erkekliğe geçişinin her evresi, sanki milyonlarca, milyonlarca insan aynı şekilde büyümemiş gibi onun için olağanüstüydü.