Ceren Holcak

Ceren Holcak
@cerenbigworld
Sıkı çalış, sıkı oyna!
Editör | Araştırmacı | Fotoğrafçı | Gazeteci
Sabancı Unıversıty
Muğla
Kayseri, 27 Mayıs 2000
684 okur puanı
Mart 2024 tarihinde katıldı
Maskeler Düşer, Oyun Başlar Gerçek mi, Tuzak mı?
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
Bazı kapılar, açıldığında sadece bir odaya değil, insanın içindeki karanlığa çıkar. Bazen bir hikâye, seni öyle bir yere taşır ki, gözünü kırptığında kim olduğuna, neye inandığına, hatta neye dönüştüğüne dair hiçbir fikrin kalmaz. İşte bu hikâye tam olarak böyle bir şey. Birileri bir yere kapatılmış. Sebepleri belirsiz, geçmişleri sisli. Onlara "katil" diyorlar ama onlar kendilerini tanımıyor artık. Sadece hatırladıkları bir şey var: Hayatta kalmak istedikleri. Ama hayatta kalmak artık sadece bir içgüdü değil, bir seçim. Ve bu seçim, her seferinde bir başkasının kanıyla ödeniyor. Her sayfa, her bölüm biraz daha içine çekiyor seni. Çünkü karakterlerin adı Afra ya da başka biri olabilir ama mesele o değil. Mesele şu: Bir gün sen de bir “oyunun” ortasında bulursan kendini, ne yaparsın? Suçsuzluğuna mı tutunursun, yoksa hayatta kalmak için içindeki düzenbazı mı uyandırırsın? Bu hikâyede düşman, sadece seni izleyen “Ölüm” değil. Asıl düşman, senin içinde bekleyen o karanlık ses. Ve işin en acı yanı da şu: O ses, senin sesin. İhanetin sıcaklığını, korkunun terini, çaresizliğin donukluğunu hissettiren satırlar arasında, bir bakıyorsun nefesini tutmuşsun. Her karakterin geçmişi bir yara, her görevi bir bıçak darbesi gibi. Ve sen, okuyucu olarak sadece tanık değilsin; sen de o Daire’nin içinde bir yerdesin. İzliyorsun, yargılıyorsun, sorguluyorsun. Belki de suç ortağısın. Gerçek mi bu? Yoksa sadece iyi yazılmış bir kabus mu? Hayır. Bu, aslında hepimizin içinde sakladığı bir yüzleşme. Adına korku da diyebilirsin, merak da. Ama adı ne olursa olsun, bu hikâyenin içinde bir yer seni kendine benzetiyor. Belki bir söz, belki bir bakış, belki bir cümle… Ama yakalıyor.
DüzenbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025586 okunma
Reklam
İnançla Başladı, Hırsla Devam Etti
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
Kimi zaman tarihin karanlık dehlizlerine sadece bir fenerle girersiniz. Ama bazı yazarlar vardır, size yalnızca ışık tutmakla kalmaz; o dehlizlerin duvarlarına gizlenmiş bütün gerçekleri, bütün çatlakları ve yankıları da birer birer gösterir. Bu eser, işte tam da böyle bir etki yaratıyor. Yüz yıl öncesinin gölgeleriyle bugünün aynasına bakmamızı sağlıyor. Her şey birkaç idealist gençle başlıyor. İnanıyorlar. Hem de öyle içten, öyle sarsılmaz bir inançla... Değişmesi gereken bir imparatorluk var, çöken bir düzen, ezilen bir halk, susturulan bir ses... Onlar ise bu sessizliği bozmak için bir araya geliyor. Ama zaman ilerledikçe, idealizm yerini pragmatizme, adalet arzusu yerini iktidar hırsına bırakıyor. İttihatçılık, artık bir fikir değil, bir sistem halini alıyor. Ve bu sistem, kimi zaman büyük bir devrimci akıl, kimi zaman ise en karanlık politik oyunların merkezi oluyor. Süleyman Tekir, olayları yüzeysel bir tarih anlatıcılığıyla değil; belgelerle, mektuplarla, birebir karakter çözümlemeleriyle sunuyor. Her biri birer canlı figüre dönüşüyor: Talat’ın hesapçı aklı, Enver’in gençlik tutkusu, Cemal’in gelgitli halleri, Dr. Nazım’ın derin idealleri, Ahmed Rıza’nın entelektüel yalnızlığı… Ve elbette o dönemin sessiz tanıkları: sokaktaki halk, gazeteciler, sürgünler, suikaste kurban gidenler. Bu kitap sadece bir dönemi anlatmıyor. Aynı zamanda tarihin nasıl yazıldığını, ideallerin nasıl bozulduğunu, insan doğasının iktidar karşısında nasıl eğilip büküldüğünü de gösteriyor. Her satırda, “bir daha olmasın” denilenin, aslında tekrar tekrar yaşandığını görmek insanı sarsıyor. Çünkü bu anlatı yalnızca geçmişin değil, bugünün de hikayesi. Yazarın dili akademik derinliğe sahip olsa da, anlatımı asla soğuk değil. Aksine, roman gibi akıyor satırlar. Her yeni bölüm bir kapı daha
İttihatçılık - İktidarSüleyman Tekir · Kronik Kitap · 2024153 okunma

Ceren Holcak

, bir kitap okudu
10/10
·58 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
Cevdet Güner
9.8/10 · 41 okunma