Bazen korku,üzüntü,öfke gibi can alıcı duygularla da onların yalnızca bir duygu olduklarını göremeyecek kadar bütünleşiriz. Ve kimi zaman duygular daha baskındır düşüncelerden; ne düşündüğümüzün farkında bile değilizdir, ne hissettiğimizle olan meşguliyetmizden. O yüzden de davranışlarımıza gerekçe gösterirken düşüncelerimiz kadar duygularımız da kullanırız.
Gözlemleyen ben, duygu ve düşüncelerimizden farklı olmakla kalmaz onlardan çok daha büyüktür.
.
.
Gözlemleyen ben, altındaki fırtınalardan ya da kuraklıktan etkilenmeyen, uçsuz bucaksız, saf gökyüzü gibidir. Gökyüzü bazen günlük güneşlik, bazen ise bulutlarla kaplıdır. Gökyüzü bulutlara rağmen oradadır. Hava ne kadar şiddetli olursa olsun, yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yansın, deyimin aksine gök asla delinmez.
Gözlemleyen ben, gökyüzü; düşünce ve duygularımız ise havadaki değişimlerdir.
Tüm hayatınız boyunca siz, sizdiniz. Bedeniniz değişti, duygularınız değişti, rolleriniz değişti, inandıklarınız, düşünceleriniz, öncelikleriniz değişti fakat siz her zaman sizdiniz.
Davranışsal anlamda sabit diye bir şey yoktur: Kimse hayatının her anında zeki, utangaç, sabırlı veya depresif değildir. Hepimizin içinde geniş bir davranış dizisi vardır. Her birimiz oldukça kalabalığız. Yer, zaman, duygu ve koşullara göre çok farklı sıfatlar giyebilir, çok farklı davranışlar sergileyebiliririz. Hiçbirimizin tüm gerçekliğini kapsayan tek bir kelimeden bahsedemeyiz. Ne “aptal” ne “başarısız” ne “iyi bir arkadaş” ne “sabırlı” ne “utangaç” ne de “özgüvensiz”. Tek bir şey değiliz çünkü biz, çok fazla şeyiz.