Tek doğru yol olarak gösterilen " düşmanını sev" ilkesinin önündeki en büyük engel, her zaman onun propagandasını yapanın çok, sahiden uygulayanın ise çok az olmasıydı.
Düşmanı sevmek, "elde bir" değildir, ancak bir insanın kendisiyle uzun müddet cebelleşmesinin sonucu olarak ortaya çıkabilir. Insanın kendi içinde aydınlık, sevinç verici tarafların yanında keşfine vardığı karanlık, düşündürücü taraflar, uygunsuz koşullarda, en ince ruhluyu bile şiddet eylemcisine çevirebilir; sonsuz uzunluktaki ve sona ermek de bilmeyen suç tarihi, bunu gösterir bize.