"sokaklarda belli bir amacım olmaksızın, rastgele yürüyor; para ve şehvet peşinde koşan, o tamahkar suratlı ayaktakımı arasından rahat, umursamaz geçiyordum. onları görmeye ihtiyacım yoktu. çünkü biri ötekinin kopyasıydı. hepsi bir ağız; ağza asılı bir avuç bağırsaktan oluşuyor, cinsel organlarında bitiyorlardı."
Acaba bir baştan bir başa hayat, gülünç bir kıssa, inanılmaz ve ahmakça bir masal değil midir? Fakat masal, her anlatanın, miras aldığı ruh durumunun sınırları içinde, tasarlayıp da eremediği dilekler için bir çözüm, bir kaçış yolu ancak.