"Büyüyorduk, büyüdükçe daha da kirleniyorduk. Bir bebek olmayı diliyorduk, ancak asla geri dönemiyorduk. Kendi pisliklerimizle, acımızla ve saplantılarımızla yaşamaya alışmak zorunda kalıyorduk."
"Gerçek, neydi? Gerçek kavramı tam olarak neyi kapsıyordu? Gördüklerimizi mi? Duyduklarımızı mı? Yoksa hissettiklerimizi mi? Yoksa gerçek sadece algısal bir yansıma mıydı? Gerçek somut olmak zorunda mıydı?