Ceren Yıldız

Ceren Yıldız
@cerenyildiz
Şehir hayatının dinmeyen koşturmacasında tatlı bir huzur arıyorum, bulabilmek mümkün mü bilmiyorum.
Sabahattin Ali'den aklımızda kalan "İçimizdeki Şeytan" tabiri gibi
"Uğradığı hakaretten sonra sonsuz bir kin beslemeye başlar. Artık kırk yıl, durmadan, uğradığı hakareti en ufak, en utandırıcı ayrıntısına kadar hatırlayacak, her seferinde kendinden de büsbütün yüz kızartıcı şeyler ekleyerek bu uydurmalarına alabildiğine üzülüp sinirlenecektir. Bir yandan kurduklarından utanır, bir yandan da kafasını kurcalaya kurcalaya "olabilirdi" bahanesiyle olmuşları alabildiğine şişirir, eklemeler yapar ve hiçbir şeyi affetmez. Belki öç almaya da kalkışır, ama bunu miskince, sinsi sinsi, ne öç almak hakkına ne de başarısına inanarak yapar; bu teşebbüsün onu öç almak istediği kimseden yüz kat daha fazla üzeceğini, ötekininse kılının bile kıpırdamayacağını önceki tecrübeleri sayesinde ta baştan beri bilir. "
Sayfa 13 - undefined·Kitabı okuyor
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Bu durum karşısında tutacağı tek yol, her şeyden vazgeçip yapmacık, kendisinin de inanmadığı küçümser bir gülümsemeyle delikçiğine kaçmaktı."
Sayfa 12·Kitabı okuyor
"Umutsuzluk en yakıcı zevktir, özellikle de içinde bulunduğun durumun çaresizliğini iyice kavramışsan."
"İyiyi, 'güzel ve yüksek şeyleri' ne kadar çok anladıysam, o kadar derinlerine battım, sıkıştım kaldım içlerinde.. Sanki bu hal bir hastalık, bir düzensizlik değil, benim doğal halimdi; sonunda buna karşı koyma isteğim bile kalmamıştı."
"Anlayışın yalnız çokluğunun değil, kendisinin bilr hastalık olduğuna dair güçlü bir inancım var."