Bitti ve bir süre boş duvar izletti…
Kitapta anlatılan çoğu dramın gerçek hayatta da yaşanmış olması ve hala daha dünyanın belki de her yerinde yaşanıyor olması düşüncesi, okurken beni fazla etkiledi. Etkileyici, duygusal ve içinde bulunduğumuz dünyalarımızdan farklı dünyaların da olduğunu tekrar hatırlatan, sorgulatan bir yolculuktu Huzursuzluk. Çok gerçekti. Bu gerçeklik beni, roman kahramanı İbrahim gibi kendi dünyamdan çıkarıp o dünyaya sürükledi. Çıkması da biraz zor olacak sanırım.
Meleknaz, Zilan, Nergis, Hüseyin ve kimbilir daha niceleri…
Neydi suçları? Nerede, hangi ırkta, hangi dinde, hangi cinsiyette, hangi ailede doğacaklarını seçememeleri miydi? Yoksa yaşadıkları coğrafyada mıydı suç?
Coğrafya kader miydi gerçekten?
Kader denilip geçilebilir mi bu masum insanların, çocukların, kadınların yaşadıklarına?
İnsanın insana yaptıkları ortadayken kader denilip geçilebilir mi tüm bunlara?