Biz, yiyecek satın almak için pazara giden, kendi saçmalıklarını konuşup dinleyen, evlenen, ölülerini sessiz sessiz mezarlığa taşımaya çalışan, gündüz yemek yiyip gece uyuyan insanları görüyoruz. Oysa acı çeken insanları, hayatta, Qulis arkalarında olup biten korkunç şeyleri görmüyor, duymuyoruz. Her şeyi sessiz ve sakin; ortada sadece dilsiz istatistiklerin protestosu var: Şu kadar insan aklını oynattı, şu kadar litre içki içirdi, yetersiz beslenmeden şu kadar çocuk öldü vb…
Mehtaplı bir gecede köy evleri ile, saman yığınlarıyla, uyumuş söğüt ağaçları ile geniş bir köy sokağını gördüğü zaman, insanın içine bir durgunluk çöker. Gecenin gölgeleriyle işten, kaygıdan, acıdan gizlenen sokak, bu durgunluk içinde yumuşak, kederli ve olağanüstü güzeldir. İnsana öyle gelir ki, bu anda yıldızlar bile ona, adeta tatlı, şefkatli bir bakışla bakar… Yeryüzünde fenalık kalmamıştır. Her şey iyidir, mükemmeldir.